Hucurât Suresi’nden hayat ölçüleri -3-

Hucurât Suresi’nin 6, 7 ve 8. ayetleri; toplumsal düzeni ayakta tutan üç büyük ahlaki ilkeyi öğretir:

Doğruluk, güven, itaat ve imanın kalpteki tecellisi…

Bugün yaşadığımız iletişim çağında, haber kirliliği, dezenformasyon, fitne ve algı operasyonları belki hiçbir dönemde olmadığı kadar yaygın. İşte Kur’an, insanoğlunun bu zaafını 1400 yıl önce teşhis ediyor ve çağlar üstü bir prensip koyuyor.

Hucurât Suresi – 6. Ayet

“Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın.”

Bu ayet, haber alma ve yayma ahlakının temelini oluşturur.

Kur’an, “duydum” demeyi yeterli bulmaz; “araştır” der.

Bu emir bugün: sosyal medyada, haber kanallarında, dedikodularda, siyasi söylemlerde, toplumsal meselelerde hayatî derecede geçerlidir.

Çünkü bir yalan: aileyi dağıtır, devleti karıştırır, toplumları birbirine düşürür.

Allah, haberin içeriğini değil, haber ahlakını emrediyor.

Gerçek bir mümin, doğrulamadan hiçbir söz söylemez, hiçbir haber yaymaz.

Hucurât Suresi – 7. Ayet

“Bilin ki aranızda Allah’ın elçisi bulunmaktadır. Eğer o birçok işlerde size uysaydı, mutlaka sıkıntıya düşerdiniz. Fakat Allah size imanı sevdirmiş, onu gönüllerinize güzel göstermiş; inkârı, fasıklığı ve isyanı da çirkin göstermiştir. İşte onlar, doğru yolda olanların ta kendileridir.”

Bu ayet, imanın kalpte güzel hale dönüşmesini tanımlar.

İman; kuru bir söz değil, gönle yerleşen bir güzelliktir.

Allah’ın kuluna lütfudur.

Ayet üç büyük nimeti bildiriyor:

1.   İman sevgisi: Gönle ilahi bir nur olarak konur.

2.   Günahlardan nefret: Kulun iç dünyasında oluşan bir korunma mekanizmasıdır.

3.   Rehberlik: Peygamber’in örnekliğinin toplumu koruyucu bir ilahi rahmet olmasıdır.

Eğer insanlar kendi arzularıyla toplumu yönetmeye kalksaydı, her kafadan bir ses çıkacak, fitne eksik olmayacaktı.

Ayet, doğru rehberliğin değerini vurguluyor.

Hucurât Suresi – 8. Ayet

“Allah, kendi katından bir lütuf ve nimet olarak böyle yaptı. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.”

İmanın sevdirilmesi, kötülüğün çirkin gösterilmesi ve Resulullah’ın rehberliğinin toplum için rahmet olması…

Bunların hepsi Allah’ın lütfudur.

Bu ayet, mümine şu şuuru kazandırır:

Sahip olduğumuz iman, kendi başarımızdan çok; Allah’ın kuluna bir ikramıdır.

Elde edilen takva, Allah’ın lütfudur. Güzel ahlak, Allah’ın rahmetidir ve Allah’ın hikmetidir.

Şunu unutmamak lazımdır ki; Allah’ın kuluna verdiklerinin birer nimet olduğu fark edildiğinde şükür; unutulduğunda ise kibir ve gaflet doğar. Bize düşen görev şükür ve nimet sırrını kavramaktır.

(Devam edecek…)

Önerilen Makale

‘İstikbal biziz, biz geleceğiz’

Bugün 7 Aralık… Hem Kilis’in düşman işgalinden kurtuluşunun 104. yılı kutlanacak hem de Bağımsız Türkiye …