Cuma Mescidi: Müslümanların parayla imtihanı

Medine-i Münevvere’de bazı mekânlar vardır ki insan orada yalnızca tarihin izlerini görmez; kendi hayatını da sorgular. Cuma Mescidi de böylesi müstesna mekânlardan biridir. Cuma Mescidi, Rânûnâ Vadisi’nde, Benî Sâlim yurdunda, Hz. Peygamber Efendimiz’in (s.a.a.) hicret sırasında ilk Cuma namazını kıldırdığı yerde bulunmaktadır. Peygamber Efendimiz (s.a.a.), Kubâ’dan Medine’ye doğru hareket ederken Cuma vakti girince burada durmuş, hutbesini irat etmiş ve Cuma …

Devamı

UMRE’DE TAVAF-SAY İBADETİYE ,MEDİNE ZİYARETLERİYLE ALAKALI BİLGİLER / ANALİZ (GENİŞLETİLMİŞ)

UMRE’DE TAVAF-SAY İBADETİYE ,MEDİNE ZİYARETLERİYLE ALAKALI BİLGİLER Rabbime sonsuz şükürler olsun ki, ömre bedel bir umre ibadetini daha eda etmeyi nasip etti. Kutsal topraklarda geçirilen yirmi günün ardından, bedenimizle birlikte gönlümüzde biriktirdiklerimizle memleketimize döndük. Şimdi sıra, her ciddi işin sonunda yapılması gereken o kaçınılmaz muhasebede. Zira insan, yaptığı her işin ardından bir durup düşünmeli; ortaya konan emeğin, çekilen zahmetin kendisine …

Devamı

Mescid-i Kıbleteyn: Yönümüzü Allah belirler

Medine-i Münevvere’de bazı mekânlar vardır ki insan orayı ziyaret ettiğinde yalnızca bir tarihî hadiseyi hatırlamaz; o hadisenin kendi hayatına söylediği mesajı da düşünür. Mescid-i Kıbleteyn böyle müstesna mekânlardan biridir. Bugün “iki kıbleli mescit” olarak bildiğimiz bu mekânın ilk adı Benî Selime Mescidi idi. Kıblenin değişmesi hadisesi burada yaşandığı için zamanla Mescid-i Kıbleteyn adıyla anılmaya başlanmıştır. Kıblenin değişmesi Rivayetlere göre Peygamber …

Devamı

Mescid-i Kubâ: İlk adımın bereketi

Medine-i Münevvere’de bazı mekânlar vardır ki insan oraya yalnızca bir ziyaretçi olarak gitmez. O mekânın taşıdığı hatırayı, manayı ve mesajı da gönlüne almaya çalışır. Mescid-i Kubâ işte böyle mübarek bir mekândır. Peygamber Efendimiz (s.a.a.), Mekke’den Medine’ye hicret ettiğinde Medine’ye ulaşmadan önce Kubâ’da konaklamış ve burada bir mescit inşa edilmiştir. Böylece Kubâ, İslam tarihinin ilk mescidinin yükseldiği yer olarak müminlerin hafızasında …

Devamı

Uhud: Umre yolculuğunda aşkın ve sadakatin durağı

Umre yolculuğu, insanı yalnızca Kâbe-i Muazzama’ya değil, İslam’ın yaşanmış tarihine ve gönüllerde iz bırakmış mübarek mekânlara da götüren bir yolculuktur. Mekke-i Mükerreme’de Kâbe’nin huzurunda Allah’a yönelen gönül, Medine-i Münevvere’ye ulaştığında Peygamber Efendimiz’in (s.a.a.) hayatının izleriyle buluşur. Mescid-i Nebevî, Ravza-i Mutahhara, kabr-i şerif, Cennetü’l-Bakî derken Medine ziyaretinin bir başka önemli durağı da Uhud’dur. Uhud’a gidildiğinde insan, artık sadece bir dağa bakmaz. …

Devamı

Vefanın sessiz durağı: Cennetül Baki mezarlığı

Umre, yalnızca Kâbe’yi tavaf edip sa’y yapmakla tamamlanan bir ibadet değildir. İnsan Mekke’de Beytullah’ın huzurunda Rabbine yönelirken, Medine-i Münevvere’de bu kulluğun gönül ve muhabbet boyutunu daha derinden yaşamaya başlar. Mescid-i Nebevî’nin huzurundan Cennetü’l-Bakî’ye uzanan ziyaretler de işte bu manevi bütünlüğün önemli bir parçasıdır. Cennetü’l-Bakî’ye giren insan önce sessizliği fark eder. Fakat bu sessizlik boş değildir. Sanki toprak, asırlar boyunca taşıdığı …

Devamı

Ravza’dan Kabr-i Şerif’e: Hürmetten vefaya

Medine-i Münevvere’ye gelen bir mümin için Mescid-i Nebevî’nin her köşesi ayrı bir anlam taşır. Fakat burada iki mübarek makamı birbirinden ayırarak anlamak gerekir: Ravza-i Mutahhara ve Kabr-i Şerif. Ravza-i Mutahhara, Peygamber Efendimiz’in (s.a.a.) evi ile minberi arasındaki mübarek bölgedir. Kabr-i Şerif ise Peygamber Efendimiz’in (s.a.a.) medfun bulunduğu yerdir. Aynı mescidin içerisinde bulunmalarına rağmen, taşıdıkları anlam ve fazilet bakımından birbirinden farklıdır. …

Devamı

Medine: Gönüllerin Peygamber Efendimize yolculuğu

Umre yolculuğu, insanın hayatında sıradan bir yolculuk değildir. Bu yolculukta insan, yalnızca bir mekândan başka bir mekâna gitmez; gönlünü de beraberinde taşıyarak mukaddes beldelere doğru yola çıkar. Kâbe-i Muazzama’nın heybeti karşısında Allah’ın huzurunda olduğunu hisseden mümin, Medine-i Münevvere’ye ulaştığında ise gönlünü Peygamber Efendimiz’in (s.a.a.) huzuruna yöneltir. Mekke’de Kâbe vardır; Medine’de ise Peygamber Efendimiz’in (s.a.a.) hatırası, mübarek mescidi ve kabr-i şerifi …

Devamı

Yola çıkmadan önce yoldaşınızı seçmelisiniz

İnsan sosyal bir varlıktır. Hayatının hiçbir döneminde bütünüyle yalnız yaşayamaz. Doğduğu andan itibaren başkalarına ihtiyaç duyar; kimi zaman bir el, kimi zaman bir söz, kimi zaman da yanında güvenebileceği bir insan arar. Bu ihtiyaç, insanın hayatındaki pek çok alanda olduğu gibi birlikte çıkılan yollarda da kendisini gösterir. Hele gidilen yer Kâbe, yapılan ibadet umre ise yoldaşın kim olduğu daha da …

Devamı

Gönül dostlarıyla yolculuk güzel

Değerli dostlar, Kutsal topraklardan döndük. Fakat insan böyle bir yolculuktan dönerken yalnızca memleketine dönmüyor; beraberinde nice hatıralar, nice duygular ve nice muhasebeler de getiriyor. Dünkü yazımızda Kâbe’nin gönlümüzde bıraktığı izlerden ve bu duyguların mısralara nasıl döküldüğünden söz etmiştik. Bugün ise aynı yolculuğun başka bir güzelliği üzerinde durmak istiyorum: Yol arkadaşlığı… Çünkü bazı yollar tek başına yürünmez. Hele gidilen yol, Beytullah’a …

Devamı

Kâbe’den döndük, gönülden dönemedik

Değerli dostlar, birkaç gündür bu köşede sizlerle buluşamadık. Bunun elbette bir sebebi vardı. Umre ibadetimizi yerine getirmek üzere kısa bir süreliğine kutsal topraklara gittik. Şimdi ise gönlümüzde tarifsiz duygular, dilimizde dualar ve hafızamızda unutulmaz hatıralarla memlekete döndük. İnsan bazı yolculuklardan döner ama aslında aynı insan olarak dönmez. Hele gidilen yer Mekke-i Mükerreme, ziyaret edilen yer Beytullah ise… Kâbe’yi ilk gördüğünüz …

Devamı

ŞANLI BEYTULLAH

Bir sevdadır Kâbe ona doyulmaz Yerine başka şey asla koyulmaz Gaflette olanlar âşık sayılmaz Ne kadar kutlusun şanlı Beytullah   Umre yapmak için çıktık bir yola Muhabbetle döndük, vermedik mola Yapılan tavaflar hep kabul ola Ne kadar kutlusun şanlı Beytullah   Gönül dostlarıyla yolculuk güzel Kutlu yolun sırrı kendine özel Sanki üstümüzde hissettik bir el Ne kadar kutlusun şanlı Beytullah …

Devamı

Zaferden emanete: 30 Ağustos’un bize bıraktığı sorumluluk / Zafere giden kutlu yol -12-

Bir milletin varoluş mücadelesini anlatan bu yolculukta, Mondros’un ağır şartlarından başlayarak Anadolu’nun işgalini, milletin ayağa kalkışını, cephelerde verilen mücadeleyi, Sakarya’yı, Büyük Taarruz’u, Dumlupınar’ı ve İzmir’in kurtuluşunu hatırladık. Ardından askerî zaferin Mudanya ve Lozan’la siyasî ve hukukî bir zemine taşınmasına şahit olduk. Bütün bu gelişmeler bize aynı gerçeği gösteriyor: Büyük zaferler, bir anda ortaya çıkmaz. Bir zaferin arkasında yılların emeği, sabrı, …

Devamı

Din ve vatan: Millî Mücadele’nin manevi cephesi / Zafere giden kutlu yol -11-

Millî Mücadele’nin yalnızca askerî ve siyasî yönlerini ele almak, bu büyük mücadelenin ruhunu anlamak için yeterli değildir. Çünkü Anadolu insanının hayatında din, vatan ve millet kavramları birbirinden tamamen kopuk değildi. İşgal yıllarında halkın moralinin ayakta tutulmasında, birlik ve beraberliğin sağlanmasında din adamlarının da önemli bir yeri vardı. Hocalar, müftüler, müderrisler ve şeyhler, halkın karşısına çıkarak vatanın savunulmasının önemini anlatıyor; işgale …

Devamı

Cephedeki görünmeyen güç: İman, dua ve tevekkül / Zafere giden kutlu yol -10-

Millî Mücadele’nin tarihî safhalarını anlatırken cephelerde yaşanan savaşları, kazanılan zaferleri ve askerî başarıları gördük. Fakat bu büyük mücadelenin bir de gözle görülmeyen, rakamlarla ölçülemeyen bir tarafı vardı. O da milletin gönlünde taşıdığı inançtı. Anadolu insanı, karşı karşıya kaldığı güçlüklerin büyüklüğünü elbette biliyordu. Düşmanın silahlarını, ordularını ve sahip olduğu imkânları görüyordu. Fakat bütün bunlara rağmen ümidini kaybetmiyordu. Çünkü iman, insana yalnızca …

Devamı