Dünkü makalemiz Gadir-i Hum Bayramı hakkındaydı. Rabbimin lütfuyla bu yılki kutsal bir bayrama daha erişmenin mutluluğunu yaşadık.
Toplumda bu bayramın farkındalığını hissettirmek için farklı kimselerle sohbetlerimiz oldu. Ama şunu açıkça itiraf edeyim ki Sünni kesimde bu konuda bilgi sahibi olanlar bir elin parmakları kadar denecek kadar azdır.
İlk defa duyanlar hayretler içinde kalıyor. Samimi olanlar bile kabullenmekte zorlanıyor. Bunun sebeplerini irdelemeye çalışalım:
Genellikle okumayan, araştırmayan bir toplum olduğumuz, daha çok biat kültürü ile yetiştiğimiz için gerçekle buluşmamız zor belki de imkansız bir hâl aldı.
Sorumluluk duygumuz, bizi bu önemli bayramı tarihi vesikalarla ve doğru kaynaklardan yaptığımız araştırmalarla okurlarımızla buluşturmaya sevk etti.
Değerli dostlarım, insanın bir şeyi bilmemesi ayıp değil öğrenmemesi ayıptır. Önemli olan gerçek bilgi ile buluşunca yanlışı terk edip doğruya varmaktır.
Onun içindir ki “yol odur ki hakka vara” denilmiştir. Bugün İslam âlemi bölük pörçük, ahlaktan ve adaletten yoksun ve zalimlerin boyunduruğu altında zelil bir hayat yaşıyorsa, bunu suçunu biraz da kendinde araması gerekmektedir.
Müslümanlar izzetini ve şerefini nerede kaybetti? Müslümanlar Allah’a karşı ne kadar büyük bir suç işledi ki duaları bile kabul olmuyor. Dünyanın her yerinde zelil, fakir ve onuru ayaklar altında yaşıyor. Bu sorgulanmalıdır.
İşte tam da bu noktada Gadir-i Hum Bayramını anlamak zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Gadir-i Hum meselesi Müslümanların inancının kırılma noktasıdır.
Bu süreç Allah’ın seçtiği, Peygamberin ilan ettiği, İmam Ali’nin velayetini inkârı ile başlamıştır. Belki de sıkıntıların kaynağı, bu gerçek anlaşılmadığı ya da inkâr edildiği içindir.
Birçok inanan Müslüman İmam Ali’nin (a.s.) velayeti konusunda Peygamberimizin vefatıyla birlikte verdiği sözden döndüğü halde bunun tarihi vesikalarla ispatı olmasına rağmen hala kör inadına devam edenler çoktur.
İnat ya da inkâr edenlerin kendilerini haklı çıkartmak için başvurdukları yol tanıdık bir yol aslında. Öğrendikleri yanlışa sığınmak…
Onların sığındığı gerekçe şudur: “Gadir-i Hum Bayramı diye bir bayramı, Maide 67. Ayetin İmam Ali hakkında nazil olduğunu kabul edersem onun velayetini kabul etmeyenleri ağır şeylerle itham etmek lazım. Onun için en iyisi bu ayetin nüzul sebebinin bu olay olmadığı zannını kabullenmeliyim” düşüncesidir.
Aslında bu tarz hiç de yabancı bir tarz değildir. Bu düşünce eski inançlarını terk etmekte zorlanan toplumların düşüncesidir. “Ben atalarımın yolundan ayrılamam” gerekçesiyle yanlışta ısrar mantığıdır. Kolaycılığa kaçmaktır.
Gadir-i Hum Bayramı üzerinde neden bu kadar durduğumuzu anlamak isteyen samimi dostlara tavsiyemiz; bu konu hakkında yazılan eserleri makaleleri okumalarıdır. Bu konu ameli olmaktan ziyade imani bir konudur.
Biz haber vererek mesuliyetten kurtuluyoruz. Ama bu kadar bilgiden sonra hâlâ kör inatla ve cehaletle inkâra kalkışanlar kendi tercihlerinin karşılığını mahşerde bulacaktır. Bizden hatırlatması…
Not: Bu konuda sizlere tavsiye edebileceğim bir analizin linkini paylaşıyorum. Burada aradığınız bütün bilgileri bulabilir
https://www.kilispostasi.com/gadir-i-hum-bayrami-hakkinda-analiz-genisletilmis/1227368/
Uğur Kepekçi




