Borç sarmalı: İnsan geçinmek için borçlanıyor

Değerli dostlar,
İnsan bazen daha iyi yaşamak için değil, yalnızca ayın sonunu getirebilmek için borçlanır. Mutfak masrafı, kira, elektrik, su, eğitim giderleri derken gelir tükenir; geriye ödenmesi gereken faturalar ve karşılanması gereken ihtiyaçlar kalır. İşte geçim sıkıntısının borç sarmalına dönüştüğü nokta burasıdır.
Borç, yarının gelirini bugünden tüketmek demektir

Beklenmedik bir sağlık harcaması veya geçici bir gelir kaybı karşısında borçlanmak anlaşılabilir bir ihtiyaç olabilir. Ancak gelir temel ihtiyaçları karşılamaya yetmediği için kredi kartına, tüketici kredisine veya yakın çevreden alınan borca sürekli başvuruluyorsa sorun bireysel tercihin ötesine geçer.

Bir borcu kapatmak için başka bir borç almak, insanı giderek daralan bir alana hapseder. Maaş daha ele geçmeden taksitlere ayrılır. Yeni ay başladığında kişi, henüz kazanmadığı paranın yükünü taşımaya başlar. Böylece borç, geçici bir kolaylık olmaktan çıkar ve hayatın sürekli baskısı hâline gelir.

TÜİK’in 2025 Yılı Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistiklerine göre, konut alımı ve konut masrafları dışındaki borç veya taksit ödemesi bulunanların oranı yüzde 56,4’tür. Bu ödemelerin yüzde 13,7’lik kesim için çok yük getirdiği belirtilmiştir. Bu veriler, borç yükünün geniş bir kesimin yaşam koşullarında önemli bir yer tuttuğunu gösteriyor. (TÜİK, 30 Aralık 2025)

Yıl 2026, aylardan Ekim…

Bugün sahada görülen ve yaşanan durum dünden daha kötüdür. Çarşıya, pazara, evdeki pişen kazana, eve giren ete, meyveye, ekmeğe bakmakla bile vatandaşın içinde bulunduğu durumu anlamaya yeter artar bile.

Borcun görünmeyen bedeli

Borç yalnızca bankaya ödenecek paradan ibaret değildir. İnsan üzerindeki kaygıyı artırabilir, aile içindeki huzuru bozabilir ve geleceğe dair güven duygusunu zayıflatabilir. Çocuklarının ihtiyaçlarını erteleyen, borçlarını ailesinden gizlemeye çalışan veya her ay yeni bir ödeme hesabı yapmak zorunda kalan insanların yaşadığı yükü sadece rakamlarla anlatamayız.

Elbette bireysel bütçe disiplini ve bilinçli harcama önemlidir. Ancak temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan insanlara yalnızca tasarruf tavsiye etmek de yeterli değildir. Gelir ile zorunlu giderler arasındaki makas kapanmadıkça borçlanma baskısı devam edebilir.

Çözüm, insanı borca mahkûm etmemektir

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) programında bulunan Prof. Dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modeli, vatandaşın satın alma gücünü ve temel ihtiyaçlarını merkeze alan bir ekonomik yaklaşım ortaya koyar. Gelir güvencesi, istihdam ve sosyal destekler bu çerçevede değerlendirilmelidir.

Asıl hedef, insanın borç alabilmesini kolaylaştırmak değil; borçlanmadan da insanca yaşayabileceği şartları oluşturmaktır. Çünkü insanın bütün kazancını geçmişin borçlarına ayırdığı bir düzende geleceğini kurması giderek zorlaşır.

Bir toplumda insanlar yaşamak için sürekli borçlanıyorsa, yalnızca borçlarını değil, o borçları doğuran şartları da sorgulamak gerekir. Vesselam…

Önerilen Makale

Nefsin en tehlikeli oyunu

İnsan çoğu zaman düşmanını dışarıda arar. Kendisini aldatanları, yolunu kesenleri, hakkını yiyenleri kolayca fark eder. …