Doların gölgesinde savaşlar ve bir uyanış hikâyesi

Meltem Televizyonunda İran’a yapılan saldırıların perde arkasını aralayan Hüseyin Baş’ın bir tespitini daha analiz etmeye çalışalım:
“Bugün İran’da yaşanan ne? İran’da yaşanan İran petrolünü kendi (ABD) lehine elde etmek, Çin’e giden petrolü engellemek ve dolarla satışını tekrar tesis etmek. Bütün savaşın ana amacı bu. İran’ın petrolünü almak ve Çin’e İran’ın petrol ihraç etmesini kısıtlayıp o ihraç edilecek petrolü de dolarla satmasını sağlamak. Venezuela’da neden Maduro’yu gittiler yatağından aldılar? Çünkü Çin’e petrol satıyordu. Sattığı petrolün ödemesini de Amerikan dolarıyla değil, Yuan’la tahsil ediyordu. Adam bu yüzden gece yatağından alındı. Bugün İran’da yaşanan da bu. 70’ten beri petro-dolar sistemiyle dünya kavga ediyor. Bunun bir problem olduğu ortada. Bunun herkes farkında. Ama bunu nasıl çözeceğiz dediğiniz zaman dünyada bunu çözebilen hiç kimse olmamıştı Prof. Dr. Haydar Baş’a kadar. Haydar Baş, ‘Bu dolar hakimiyetini ancak ve ancak devletlerin egemen para birimlerini ticarette kullandıklarında, milli paralarıyla ticaret yaptıklarında çözebilirsiniz’ deyince dünya uyandı.”

“Bugün İran’da yaşanan ne?” sorusu, aslında sadece bir ülkenin değil, küresel sistemin nasıl işlediğini anlamak açısından kritik bir sorudur. Hüseyin Baş’ın dikkat çektiği gibi mesele; görünenin ötesinde, enerji kaynakları ve bu kaynakların hangi para birimi üzerinden dolaşıma gireceğiyle doğrudan ilgilidir. İran petrolü üzerinden yürütülen mücadele, sadece bir bölgesel gerilim değil; küresel ekonomik düzenin devamı için verilen stratejik bir savaştır.

Zira modern dünya ekonomisinin temel taşlarından biri olan petrodolar sistemi, petrol ticaretinin büyük ölçüde Amerikan doları üzerinden yapılmasına dayanır. Bu sistem, 1970’lerden itibaren küresel ticarette doların hâkimiyetini pekiştirmiş ve dolara olan talebi sürekli canlı tutmuştur. Dolayısıyla enerji kaynaklarının hangi para birimiyle satıldığı meselesi, sadece ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik bir güç mücadelesine dönüşmektedir.

Bu çerçevede İran örneği, Hüseyin Baş’ın işaret ettiği gibi daha geniş bir resmin parçasıdır. Petrolün kontrolü, Çin gibi yükselen güçlere giden enerji akışının sınırlandırılması ve ticaretin yeniden dolar eksenine oturtulması, küresel güç dengelerinin korunmasına yönelik hamleler olarak okunmaktadır. Benzer şekilde Venezuela örneğinde de enerji ticaretinin farklı para birimleriyle yapılmaya başlanması, uluslararası sistemde ciddi kırılmaların habercisi olmuştur.

Ancak bu tabloyu sadece bir “güç mücadelesi” olarak okumak eksik kalır. Asıl mesele, dünyada uzun yıllardır tartışılan dolar merkezli ekonomik düzenin sürdürülebilirliğidir. Nitekim petrodolar sistemine alternatif arayışları, birçok ülkenin gündeminde yer almakta; farklı para birimleriyle ticaret fikri giderek daha fazla dillendirilmektedir.

Tam da bu noktada, Prof. Dr. Haydar Baş’ın ortaya koyduğu yaklaşım ayrı bir önem kazanmaktadır. Haydar Baş, küresel ekonomik bağımlılığın temelinde yatan bu soruna karşı, devletlerin kendi milli para birimleriyle ticaret yapması gerektiğini savunarak dikkat çekici bir çözüm önerisi geliştirmiştir. Ona göre bir ülkenin kendi üretimi karşılığında başka bir ülkenin parasını kabul etmesi, aslında ekonomik bağımsızlığın zedelenmesi anlamına gelir.

Bu yaklaşım, yalnızca teorik bir öneri değil; aynı zamanda küresel sistemin işleyişine yönelik ciddi bir eleştiri ve alternatif arayıştır. Nitekim son yıllarda birçok ülkenin ikili ticarette yerel para birimlerini kullanma yönünde adımlar atması, bu fikrin uluslararası düzeyde karşılık bulduğunu göstermektedir.

Bu nedenle “Prof. Dr. Haydar Baş tüm dünyayı uyandırdı” ifadesi, sadece bir slogan değil; mevcut ekonomik düzene yönelik bir farkındalığın ifadesi olarak da okunabilir. Çünkü mesele sadece ekonomi değil, aynı zamanda bağımsızlık meselesidir. Paranın kimde olduğu, gücün de kimde olduğunu belirlemektedir.

Sonuç olarak bugün İran üzerinden okunan krizler, aslında çok daha büyük bir sistem tartışmasının parçasıdır. Enerji, para ve güç arasındaki bu üçlü ilişki doğru okunmadan, yaşanan gelişmeleri anlamak mümkün değildir. Ve görünen o ki, dünya artık tek merkezli bir ekonomik düzenden çok kutuplu bir yapıya doğru evrilirken, bu tartışmalar daha da derinleşecektir.

Önerilen Makale

Ramazan ayıyla alakalı yazıların değerlendirilmesi

Ramazan ayı boyunca kaleme aldığımız yazılarda bu mübarek zaman diliminin farklı yönlerini ele almaya gayret …