Hucurât Suresi’nin son ayetleri, insanoğlunun en büyük yanılgılarından birini çarpıcı şekilde düzeltir: Kendini yeterli görmek ve din konusunda Allah’a bilgi öğretmeye kalkışmak…
Hucurât Suresi – 16. Ayet
“(Ey Muhammed!) De ki: ‘Siz Allah’a dininizi mi öğretiyorsunuz? Oysa Allah, göklerdeki ve yerdeki her şeyi bilir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.'”
Bu ayet, iman iddiasının kibirle karıştığında nasıl bir felakete dönüştüğünü anlatır.
1. Allah’a din öğretmeye kalkmak
Bedevîler, Müslüman olduktan sonra peygambere şöyle diyordu:
“Biz iman ettik, Müslüman olduk. Sen de bunu kabul et.”
Yani adeta şöyle bir tavır sergiliyorlardı:
· “Biz doğru yoldayız.”
· “Biz seni destekledik.”
· “Biz zaten iyi Müslümanlarız.”
Bu tavrın altında gizli bir kibir vardır.
Ayet, bu düşünceyi şöyle reddeder: “Siz Allah’a dininizi mi öğretiyorsunuz?”
Bu cümle, insana haddini bildiren en sert ilahî uyarılardandır.
2. Allah her şeyi bilir
Ayette devamla şöyle buyrulur: “Allah, göklerdeki ve yerdeki her şeyi bilir.”
Bu, şu anlamı taşır:
Allah sizin kalbinizi, niyetinizi, imanınızın derinliğini, samimiyetinizi bilir. Siz Allah’ı değil, Allah sizi öğretir.
Hucurât Suresi – 17. Ayet
“Müslüman olmalarını bir lütufta bulunmuş gibi sana hatırlatıyorlar. De ki: ‘Müslüman olmanızı bir lütuf gibi bana hatırlatıp durmayın. Tam tersine, eğer doğru kimselerseniz sizi imana erdirmesiyle Allah size lütufta bulunmuş oluyor.'”
Bu ayet, imanın alın terimizle kazanılmış bir başarı değil; Allah’ın bir ihsanı olduğunu bildirir.
1. Müslümanlığını bir iyilik gibi sunmak
Bedevîler şöyle diyordu:
“Ya Muhammed, biz Müslüman olduk, sana destek olduk. Bunu unutma.”
Bu, bugün de bazı insanlarda görülen bir tavırdır:
· “Biz olmasak bu iş olmazdı.”
· “Ben çok iyilik yaptım.”
· “Ben olgun bir Müslümanım.”
Ayet bu kibirli yaklaşımı şiddetle reddeder.
2. Asıl lütuf Allah’ındır
Kur’an açıkça bildirir: “Allah sizi imana erdirmesiyle size lütufta bulunmuş oluyor.”
Bu şu demektir:
· İman bir nasiptir.
· Hidayet bir ikramdır.
· Müslümanlık bir şereftir.
· Kulluk, Allah’ın kuluna hediyesidir.
İnsan Müslüman olduğu için başkasına minnet ettiremez; bilakis Allah’a şükretmek zorundadır.
Hucurât Suresi – 18. Ayet
“Şüphesiz Allah, göklerin ve yerin gaybını bilir. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir.”
Bu ayet, sureyi derin bir tefekkürle bitirir.
1. Allah her şeyi bilir
Gaybı bilmek yalnızca Allah’a mahsustur. İnsanın görmediği, bilmediği, gelecekte olacak her şey Allah’ın ilmindedir.
Bu bilgi şu mesajı verir:
İmanınızın da samimiyetinizin de gizli hallerinizin de şahitliğini Allah yapmaktadır.
2. Allah yaptıklarınızı görür
Bu, mümine iki duyguyu aynı anda verir:
· Sorumluluk: Her amelimiz kayıt altındadır.
· Teselli: Bir tek iyilik bile zayi olmaz.
Bu son ayet, sure boyunca verilen tüm ahlaki uyarıların ilahî bir mühürle tamamlanmasıdır.
Sonuç: Hucurât nesli nasıl olur?
Bu son üç ayet bize şunu öğretir:
· İman kibirle olmaz.
· Müslümanlık bir lütuf iddiası değildir.
· Samimiyet esastır.
· Mümin, yaptığıyla övünmez; Allah’ın rahmetine sığınır.
· Her davranışın gerçek muhasebesi, Allah’ın huzurundadır.
Uğur Kepekçi




