Hüseyin Baş’ın Viyana konuşması analizi -10-

“Bu model matematiksel bir zorunluluktur, üretken yapay zeka çağında insanlığın tek çözümü olan sosyal bir algoritmadır. Bu model, insanlığın “Karanlık Fabrikalardan sağ çıkabileceği formüldür. Bu modeli üniversitelerinizde ders olarak okutun. Bu modeli makalelerinizde tartışın. Bu modeli siyasetçilerinizin önüne koyun. Çünkü yarın çok geç olabilir. Yapay zekâ, ya insanlığın sonunu getirecek bir felaket olacak ya da Millî Ekonomi Modeli ile insanlığın altın çağını başlatacak bir hizmetkâr olacak. Tercih bizim. Tercih insanlığın. Biz Prof. Dr. Haydar Baş’tan şunu öğrendik: “Karanlık ne kadar koyu olursa olsun, bir mum ışığı onu yenmeye yeter.” İşte o ışık, Milli Ekonomi Modeli’dir.”

Bazı fikirler vardır; bir tercih olarak sunulur. Bazıları ise zamanın ruhu tarafından dayatılır. Milli Ekonomi Modeli, artık bir seçenek değil; matematiksel bir zorunluluktur. Hüseyin Baş’ın Viyana’daki konuşmasında altını çizdiği bu gerçek, yalnızca bugünün krizlerine değil; yarının dünyasına dair net bir uyarıdır. Çünkü insanlık, üretken yapay zekâ çağının eşiğinde, tarihin en sert kırılma noktalarından birine yaklaşmaktadır.

Bugün yapay zekâ, üretimi insandan koparma potansiyeline sahiptir. “Karanlık fabrikalar” diye adlandırılan, ışığın dahi yanmadığı, insansız üretim tesisleri artık bir bilim kurgu değil; fiilî bir gerçektir. Bu tablo karşısında asıl soru şudur: İnsan, üretimin dışına itildiğinde nasıl yaşayacaktır? Gelirini, onurunu, toplumsal varlığını nasıl koruyacaktır? Mevcut sistemlerin bu soruya verecek hiçbir cevabı yoktur.

İşte Milli Ekonomi Modeli tam bu noktada, bir ekonomi teorisi olmaktan çıkar; insanlığı ayakta tutacak sosyal bir algoritmaya dönüşür. Çünkü MEM, insanı üretimin maliyeti olarak değil; ekonominin merkez unsuru olarak kabul eder. Üretim yapmasa da insanın yaşaması gerektiğini savunur. Bu yaklaşım, yapay zekâ çağında hayatta kalmanın değil; insanca yaşamanın formülüdür.

Hüseyin Baş’ın çağrısı bu yüzden nettir: “Bu modeli üniversitelerinizde ders olarak okutun. Bu modeli makalelerinizde tartışın. Bu modeli siyasetçilerinizin önüne koyun.” Çünkü artık vakit daralmaktadır. Yapay zekâ ya insanlığı işsiz, mülksüz ve onursuz bir kalabalığa dönüştürecek; ya da doğru bir iktisadî düzen içinde, insanın hizmetkârı olacaktır. Üçüncü bir yol yoktur.

Bugün Batı dünyasında dahi “evrensel temel gelir”, “devlet destekli tüketim”, “insan merkezli ekonomi” gibi kavramlar tartışılıyorsa; bu, sistemin kendi sonunu gördüğünün itirafıdır. Ancak bu tartışmalar hâlâ geçici çözümler üretme çabasındadır. Oysa Prof. Dr. Haydar Baş, yıllar önce meseleyi kökten ele almış; yapısal bir çözüm ortaya koymuştur. Bugün gelinen nokta, o öngörünün ne kadar isabetli olduğunu açıkça göstermektedir.

Milli Ekonomi Modeli, karanlık fabrikalar çağında insanın yok sayılmaması için yazılmıştır. Yapay zekânın ürettiği bolluğun, bir avuç elitin değil; bütün insanlığın refahına dönüşmesi için kurgulanmıştır. Bu yönüyle MEM, teknolojiyi reddeden değil; onu ahlâk ve adaletle terbiye eden bir anlayıştır.

Günlerdir sunmaya çalıştığımız Hüseyin Baş’ın Viyana konuşmasının analizinin özü, Prof. Dr. Haydar Baş’tan öğrenilen o sade ama derin cümlede saklıdır: “Karanlık ne kadar koyu olursa olsun, bir mum ışığı onu yenmeye yeter.” Bugün dünya, belki de hiç olmadığı kadar karanlık bir eşiğin önündedir. Ancak bu karanlık, çaresizlik anlamına gelmemektedir.

İşte o mum ışığı, Milli Ekonomi Modeli’dir.

Bir ideoloji değil, bir zorunluluk.

Bir hayal değil, bir matematik.

Bir slogan değil, insanlığın yarınını taşıyacak akıl.

Tercih bizimdir. Tercih insanlığındır.

Ve yarın, bugünkü tercihlerimizin kaçınılmaz sonucudur. Umarız tercihinizi Milli Ekonomi’den yana kullanırsınız.

Önerilen Makale

Hüseyin Baş’ın Viyana konuşması analizi -6-

“İşte Milli Ekonomi Modeli bu yüzden bir zorunluluktur. Biz, o bir avuç elitin bitmek bilmeyen …