İmanın sessiz imtihanı sabırdır

Günlük hayatın hızlandığı, tahammül sınırlarının her geçen gün biraz daha daraldığı bir zaman diliminden geçiyoruz. Sosyal medyada birkaç saniyelik gecikmeye bile öfke duyulan, trafikte en küçük aksaklığın kavgaya dönüştüğü, ekonomik ve toplumsal belirsizliklerin insanları ruhen yorduğu bir çağdayız. Tam da böyle bir atmosferde, unutmaya yüz tuttuğumuz en temel erdemlerden biri yeniden karşımıza çıkıyor: Sabır.

Sabrın imandaki yerini en güzel ifade eden, Âlemlere Rahmet Hazreti Muhammed’dir (s.a.v.). Bir hadis-i şeriflerinde;

“Sabrın imandaki yeri, başın vücuttaki yeri gibidir.” buyurmaktadır.

İman ehli olduğunu iddia eden birçok Müslüman, sabır hakkındaki hükümleri aşağı yukarı bilgi olarak bilir; ancak iş uygulamaya gelince maalesef bilgilerin yerinde yeller eser.

Hâlbuki sabır hakkında ilahî emirler o kadar çoktur ki, ayet-i kerimede Allah Teâlâ sabredenlerle beraber olacağını beyan etmiştir:

“Ey iman edenler! Sabır ve namaz ile Allah’tan yardım isteyin. Çünkü Allah muhakkak sabredenlerle beraberdir. / Allah yolunda öldürülenlere “ölüler”” demeyin. Bilakis onlar diridirler, lâkin siz anlayamazsınız. / Andolsun ki sizi biraz korku ve açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma (fakirlik) ile deneriz. (Ey Peygamber!) Sabredenleri müjdele! / O sabredenler, kendilerine bir belâ geldiği zaman: Biz Allah’ın kullarıyız ve biz O’na döneceğiz, derler. / İşte Rablerinden bağışlamalar ve rahmet hep onlaradır. Ve doğru yolu bulanlar da onlardır.” (Bakara /153-157)

Sabır hakkında bu kadar müjdeye rağmen insanlar çoğu zaman nefislerine aldanarak imtihan sırrını kaybetmektedirler. Netice olarak da başsız bir vücudun düştüğü duruma düşmektedirler.

Yeri gelmişken, kimlerin sabredenler olduğu hakkında ince bir ayrıntıdan haber verelim. Yüce Peygamberimiz;

“Gerçek sabır, ilk toslama anında olandır.” buyurmaktadırlar.

(Buhârî, Müslim)

Yani sabır, felaketle karşılaştığınız ilk andaki tepkinizdir. İlk tepkide sabır göstermeyip sonradan çaresizlikten dolayı ortaya konulan sabır, istenilen sabır değildir. İlk tepki olarak sabır ortaya koyanlar, sabredenlerden yazılır.

Sabır bir eğitimdir. Sabırda zirveye doğru çıkış, sabır eğitimine dayanmaktadır. Her sabır, daha sabırlı olmak yolunda atılan bir adım; daha yüksek mertebelere tırmanırken basılan bir merdiven basamağı hükmündedir.

Son söz olarak şunu diyelim:

“Bugün yaşadığımız birçok bireysel ve toplumsal kırılmanın temelinde, sabrı sadece sıkıntı anlarına özgü gören dar bir anlayış vardır. Oysa sabır, yalnızca darlıkta katlanmak değil; bollukta şükürle imanı taşımayı da kapsayan bir ahlâk ölçüsüdür. Sabır zayıfladıkça tahammül azalmakta, tahammül azaldıkça da iman iddiası yara almaktadır.”

Rabbim cümlemizi dünyada sabırda yol alan, ahirette sabredenlerin mükâfatına erenlerden eylesin. Âmin…

Önerilen Makale

Temizlenen defterler, kirlenen hayatlar

Nefsimizi hesaba çekip kendimize çekidüzen verebilmek için Berat Kandilinden sonra kaleme almaya çalıştığımız muhasebe yazılarına …