Mescid-i Kubâ: İlk adımın bereketi

Medine-i Münevvere’de bazı mekânlar vardır ki insan oraya yalnızca bir ziyaretçi olarak gitmez. O mekânın taşıdığı hatırayı, manayı ve mesajı da gönlüne almaya çalışır. Mescid-i Kubâ işte böyle mübarek bir mekândır.

Peygamber Efendimiz (s.a.a.), Mekke’den Medine’ye hicret ettiğinde Medine’ye ulaşmadan önce Kubâ’da konaklamış ve burada bir mescit inşa edilmiştir. Böylece Kubâ, İslam tarihinin ilk mescidinin yükseldiği yer olarak müminlerin hafızasında müstesna bir yer edinmiştir.

Takva üzerine kurulan mescit

Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulur: “İlk günden takva üzerine kurulan mescit, içinde namaz kılmana daha layıktır.” (Tevbe, 108)

Bu ayet, mescitlerin yalnızca taş ve duvarlardan ibaret olmadığını hatırlatır. Bir yapının asıl değerini, hangi niyetle ve hangi temel üzerine kurulduğu belirler.

Kubâ’nın bize verdiği ilk ders budur: İşin başlangıcındaki niyet, sonundaki bereketi belirler.

Bir namaz, bir umre sevabı

Mescid-i Kubâ’nın faziletini daha da özel kılan bir hadis-i şerif vardır. Sehl bin Huneyf’ten rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.a.) şöyle buyurmuştur:

“Kim evinde güzelce temizlenir, sonra Kubâ Mescidi’ne gelir ve orada namaz kılarsa, onun için bir umre sevabı vardır.”

Bu hadis, İbn Mâce (İkāmetü’s-Salât, 1412) ve Nesâî (Mesâcid, 699) tarafından rivayet edilmiştir. Hadis, farklı rivayet yollarıyla sahih kabul edilmiştir.

Peygamber Efendimiz’in (s.a.a.) bu müjdeyi yalnızca söylemekle kalmayıp Kubâ’yı bizzat ziyaret etmesi de dikkat çekicidir. Abdullah bin Ömer (r.a.), Resûlullah’ın (s.a.a.) Kubâ’ya yaya veya binekli olarak geldiğini ve orada iki rekât namaz kıldığını nakletmektedir. Bu rivayet Sahih Müslim’de yer almaktadır.

Yine Abdullah bin Ömer’in rivayetine göre Peygamber Efendimiz (s.a.a.) Kubâ’yı özellikle cumartesi günleri ziyaret ederdi. Hz. Ömer’in oğlu Abdullah da bu sünneti devam ettirmiştir.

Burada önemli olan, iki rekâtın sayısından ziyade Peygamber Efendimiz’in (s.a.a.) Kubâ’ya verdiği değeri ve bu mekânda namaz kılmayı ümmetine göstermiş olmasıdır.

İlk adımın mesajı

Mescid-i Kubâ, aynı zamanda hicretin ve yeni bir toplumun kuruluşunun ilk işaretlerinden biridir. Peygamber Efendimiz (s.a.a.), Medine’de yeni bir hayatın temellerini atarken insanları yalnızca bir çatı altında toplamamış; onları iman, kardeşlik, adalet ve dayanışma etrafında buluşturmuştur.

Bu yüzden Kubâ’ya bakarken kendi hayatımızı da sorgulamak gerekir:

Biz hayatımızı neyin üzerine kuruyoruz?

Evlerimizi, işlerimizi, dostluklarımızı ve gelecek tasavvurumuzu hangi temel üzerine inşa ediyoruz?

Çünkü sağlam bir hayat, sağlam bir temel ister.

Kubâ’dan Gönlümüze Kalan

Mescid-i Kubâ’dan ayrılırken insanın yanında yalnızca bir ziyaret hatırası kalmamalıdır. Oradan gönlüne bir ölçü taşımalıdır: Allah için atılan ilk adım, insanın hayatındaki en önemli adımdır.

Kâbe bize yönümüzü, Ravza gönlümüzü, Uhud vefamızı, Bakî faniliğimizi hatırlatırken Kubâ bize başlangıçları hatırlatır.

Çünkü hayat, çoğu zaman büyük sonuçlarla değil, küçük fakat doğru bir ilk adımla değişir.

Mescid-i Kubâ’nın sessizce söylediği hakikat belki de şudur:

Niyetini Allah için düzelt, attığın ilk adımı O’nun rızasına yönelt; gerisini Allah’ın bereketine bırak.

Önerilen Makale

Medine: Gönüllerin Peygamber Efendimize yolculuğu

Umre yolculuğu, insanın hayatında sıradan bir yolculuk değildir. Bu yolculukta insan, yalnızca bir mekândan başka …