Haberler

Ramazan dua ayıdır

Ramazan, insanın Rabbiyle arasındaki mesafeyi kapattığı, kalbin secdeye daha yatkın hâle geldiği bir yakınlık mevsimidir. Oruçla arınan beden, dua ile konuşan bir ruha dönüşür. Gün boyu sabırla bekleyen kul, iftar vaktinde ellerini semaya kaldırırken aslında yalnız rızka değil; rahmete, affa ve ilahî yakınlığa talip olur. Çünkü dua, kulun acziyetini itirafı; Rabbin kudretine sığınışıdır.

Kur’an-ı Kerim’de, oruç ayetlerinin arasında yer alan şu ilahî beyan bu hakikati açıkça ortaya koyar: “Kullarım sana beni sorduklarında bilsinler ki ben çok yakınım. Bana dua ettiğinde dua edenin duasına cevap veririm…” (Bakara, 186). Dikkat çekicidir ki bu ayette “De ki” ifadesi yoktur; Rabbimiz araya bir vasıta koymadan doğrudan kuluna hitap eder. Bu, kul–Rab yakınlığının ne kadar derin ve doğrudan olduğunu gösterir.

Yüce Allah bir ayeti kerimede kulun kendi menfaatine duada bulunmasını haber verir ve duası karışlığında değer kazanacağını hatırlatır:

Ey Muhammed!) De ki: “Duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin! Siz yalanladınız. Öyle ise azap yakanızı bırakmayacak.” (Furkan / 77).

Ramazan’da bu yakınlık daha hissedilir hâle gelir. Teravihlerde okunan ayetler, sahur vakitlerinin sessizliği, iftar öncesi yapılan içli yakarışlar… Hepsi kulun kalbini yumuşatır, Rabbiyle konuşmasını kolaylaştırır. Dua, sadece istek listesi sunmak değildir; bir teslimiyet hâlidir. Kul dua ederken aslında “Ben Sen’siz yapamam” demektedir.

Bakara Suresi 186. ayetin devamında ise “O hâlde onlar da benim davetime uysunlar ve bana iman etsinler ki doğru yolu bulsunlar” buyurulur. Yani dua tek taraflı bir çağrı değildir; bir karşılık bekler. Kul Rabbine yönelir, Rabbi de ona rahmetiyle mukabele eder. Fakat bu yakınlığın sürdürülebilmesi için kulun da ilahî çağrıya icabet etmesi gerekir. Dua eden bir kalp, aynı zamanda itaat eden bir kalp olmalıdır.

Ramazan’da yapılan ibadetlerin sevap katsayısının yüksek oluşu, bu ayı manevî kazanç açısından eşsiz kılar. Farzların yanında nafilelerin, sadakaların, tilavetin ve zikirlerin kat kat mükâfatlandırılacağına dair müjdeler, mümini daha fazla ibadete teşvik eder. Böyle bir atmosferde yapılan tövbe de daha derin, edilen dua da daha içten olur. Rahmetin sağanak gibi indiği bir mevsimde, tövbe kapısının ve dualara icabet kapılarının daha açık olacağını ummak, mümin için güçlü bir ümittir.

Bu sebeple Ramazan, ertelenmiş duaların hatırlandığı; yarım kalmış tövbenin tamamlandığı bir fırsat ayıdır. Günahın yükünü omuzlarında taşıyan bir kul için bu ay, ilahî affa en yakın durduğu zamandır. Yeter ki dua kuru bir temenniye dönüşmesin; kalpten yükselen bir yöneliş olsun. Çünkü Ramazan bize şunu hatırlatır: Rahmet kapısı açıktır, önemli olan o kapıya samimiyetle yönelebilmektir. Yönelişin yolu da dua ve ibadettir.

Önerilen Makale

Ramazan rahmet ayıdır

Ramazan geldiğinde sadece takvim değişmez; kalpler için yeni bir imkân doğar. Bu ay, ilahî rahmetin …