Ramazan kardeşlik ayıdır

Aynı şehirde yaşayıp birbirine yabancılaşan, aynı apartmanda oturup selamı eksilten bir toplum hâline gelmenin sancılarını yaşıyoruz. Dijital çağ iletişimi artırdı ama muhabbeti azaltabildi. Sosyal medyada kalabalıklar içindeyiz; fakat gerçek hayatta giderek yalnızlaşıyoruz. İşte Ramazan, bu sessiz kopuşu tamir eden bir mevsimdir. Kalabalıkları birlikteliğe, komşuları kardeşliğe dönüştüren ilahi bir çağrıdır.

Oruç, sadece mideyi değil, benliği de terbiye eder. Açlık insanı empatiye yaklaştırır; tokken fark etmediğimiz yoksulluğu hissettirir. İftar sofralarının büyümesi, aslında gönül sofralarının genişlemesidir. Aynı sofrada buluşan zenginle fakir, amirle memur, gençle yaşlı; aynı lokmayı bölüşürken eşitlenir. Ramazan, dünyevi üstünlüklerin eridiği, insanın insana yaklaştığı bir arınma iklimidir.

Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de, “Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin.” (Hucurât Suresi, 10) buyurarak kardeşliği bir tavsiye değil, imani bir sorumluluk olarak ortaya koyar. Bu ayet, kırgınlıkları sürdürmenin değil, onarmanın mümin tavrı olduğunu hatırlatır. Demek ki Ramazan, sadece bireysel ibadetin değil; toplumsal barışın da ayıdır.

Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.a.) ise bu hakikati şu sözle pekiştirir: “İman etmedikçe cennete giremezsiniz; birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız.” (Sahih-i Müslim, Îman 93; Sünen-i Tirmizî, Sıfatü’l-Kıyâme 56). Sevgi imanın meyvesidir; kardeşlik o meyvenin hayattaki tezahürüdür.

Bugün sadece ekonomik sıkıntılarla değil, güven kriziyle de mücadele ediyoruz. İnsanlar birbirine şüpheyle yaklaşıyor, en küçük anlaşmazlık büyük kopuşlara dönüşebiliyor. Ramazan, bu kırılgan zemini onarma fırsatıdır. Bir selamı çoğaltmak, bir küskünlüğü bitirmek, bir büyüğün duasını almak… Bunlar küçük adımlar gibi görünse de toplumsal iklimi değiştirecek büyük başlangıçlardır.

Kardeşlik aynı zamanda sorumluluk demektir. Sadece kendi evimizin ışığı yanarken değil, komşumuzun evinde karanlık varken de huzursuz olabilmektir. Fitre ve zekât ibadeti, bu sorumluluğun ekonomik tezahürüdür. Paylaşmak; fazladan vermek değil, kardeşinin hakkını teslim etmektir. Ramazan bu bilinci diri tutar ve “ben”i “biz”e dönüştürür.

Unutmamalıyız ki aynı kıbleye yönelenler, aynı geleceğe yürürler. Eğer kalpler arasındaki mesafeyi azaltamazsak, saf düzenindeki yakınlığın da anlamı kalmaz. Ramazan bize şunu öğretir: Kardeşlik söylemle değil, fedakârlıkla güçlenir. Gerçek bayram, sadece takvimdeki bir gün değil; kırgınlıkların bittiği, kalplerin barıştığı andır. Ve belki de en büyük ibadet, bir müminin kalbine sevinç taşıyabilmektir.

Önerilen Makale

Ramazan sabır ayıdır

Ramazan denildiğinde çoğu zaman açlık ve susuzluk konuşulur; oysa bu ayın bize öğrettiği en büyük …