Ramazan tefekkür ve zikir ayıdır

Ramazan ayı, müminin hayatında sadece aç kalınan bir zaman dilimi değil; kalbin Allah’a yöneldiği, insanın kendisiyle ve Rabbiyle yeniden buluştuğu müstesna bir mevsimdir. Günlük hayatın koşuşturması içinde çoğu zaman fark edemediğimiz pek çok hakikat, Ramazan’ın huzurlu ikliminde daha berrak bir şekilde görünür hale gelir. Oruçla birlikte bedenin sakinleşmesi, insanın iç dünyasına yönelmesine imkân tanır. İşte bu yönüyle Ramazan, mümin için hem bir zikir hem de bir tefekkür ayıdır.

Oruç, sadece mideyi değil dili, gözü ve kalbi de terbiye eden bir ibadettir. Gün boyu Allah rızası için sabreden insan, farkında olsun ya da olmasın sürekli bir kulluk bilinci içinde yaşar. Bu hâl, kalpte kesintisiz bir zikir iklimi meydana getirir. Mümin, iftarı beklerken, namazlarda saf tutarken ya da Kur’an tilavet ederken kalbini Rabbine yöneltir. Böylece Ramazan günleri, insanın hayatında Allah’ı en çok hatırladığı zaman dilimlerinden biri haline gelir.

Ramazan aynı zamanda tefekkür kapılarının da aralandığı bir aydır. Açlık ve sükûnet, insanın dünya telaşından bir miktar uzaklaşmasını sağlar. Bu sayede kişi hem kendi hayatını hem de yaratılışın hikmetini daha derin düşünme fırsatı bulur. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de müminlerin vasıfları anlatılırken onların her hâllerinde Allah’ı zikrettikleri ve göklerin ile yerin yaratılışı üzerinde tefekkür ettikleri bildirilir:

“Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her vakit) Allah’ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler (ve şöyle derler:) Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tesbih ederiz. Bizi cehennem azabından koru!” (Âl-i İmrân, 191).

İslam âlimleri tefekkürün kulluk hayatındaki yerini anlatırken dikkat çekici bir rivayeti de nakletmişlerdir: “Bir saat tefekkür, bir yıl nafile ibadetten hayırlıdır.” Âlimler tarafından nakledilen bu meşhur rivayet, insanın yaratılışın hikmeti üzerinde düşünmesinin ve hayatını muhasebe etmesinin ne kadar büyük bir manevi değer taşıdığını ifade eder. Çünkü tefekkür, ibadetlerin ruhunu besleyen bir derinlik kazandırır. Düşünmeden yapılan ibadetler zamanla şekle dönüşebilir; fakat tefekkürle beslenen bir kulluk, insanı hakikate daha güçlü bağlar.

Bu bakımdan Ramazan, insanın kalbini diri tutan bir hatırlayış ve düşünüş mevsimidir. Kur’an tilaveti, teravih namazları, yapılan dualar ve edilen tesbihler müminin dilini zikirle meşgul ederken; oruçla kazanılan sükûnet de zihni tefekküre sevk eder. Böylece Ramazan, sadece ibadetlerin çoğaldığı bir ay değil; aynı zamanda insanın kendini, hayatını ve kulluğunu yeniden gözden geçirdiği bir muhasebe zamanına dönüşür.

Kur’an-ı Kerim’de Ramazan orucundan söz edilen ayetlerin sonunda müminlerin Allah’ı yüceltmelerinin zikredilmesi de bu hakikate işaret eder. “Allah size doğru yolu gösterdiği için O’nu tazim etmeniz ve şükretmeniz içindir” (Bakara, 185) buyurularak, orucun insanı zikre götüren bir ibadet olduğu hatırlatılır. Nitekim Peygamber Efendimiz de orucun sadece aç kalmaktan ibaret olmadığını ifade ederek şöyle buyurmuştur: “Oruç bir kalkandır. Sizden biri oruçlu olduğu gün kötü söz söylemesin, bağırıp çağırmasın.” Bu hadis, orucun dili ve kalbi kötülükten koruyan bir terbiye olduğunu göstermektedir. Terbiye olan dil, zikre yönelir.

Modern hayatın gürültüsü içinde insan çoğu zaman düşünmeye ve kalbini dinlemeye fırsat bulamaz. Ramazan ise bu koşuşturmayı bir süreliğine yavaşlatır ve insana kendi hakikatiyle yüzleşme imkânı verir. Bu yüzden Ramazan’ı sadece açlık ve susuzlukla geçirilen günler olarak görmek eksik kalır. Asıl kazanç, kalbin Allah’ı daha çok hatırlaması ve insanın hayatına daha derin bir tefekkür penceresi açabilmesidir.

Bu yönüyle Ramazan, müminin kalbini arındıran, zihnini berraklaştıran ve ruhunu Rabbine yaklaştıran müstesna bir zaman dilimidir. Zikirle canlı kalan bir kalp ve tefekkürle derinleşen bir akıl, Ramazan’ın insana kazandırdığı en kıymetli hediyelerden biridir. Bu yüzden Ramazan, hakikatte mümin için bir zikir ve tefekkür mevsimidir.

Önerilen Makale

Ramazan itikâf ibadetinin yapıldığı aydır

Ramazan ayı, müminin hayatında sadece açlık ve susuzlukla geçirilen bir zaman dilimi değil; aynı zamanda …