Değerli dostlar Kâbe hakkında umre ibadetinde bize gerekli olan bilgilerden gönül dağarcığımıza düşenleri paylaştık. Elbette işin manevi cephesinde bir olmazsa olmazımız Medine’de bulunan peygamber efendimizin kabri şerif ziyaretidir.
Mekke’de ikamet edenler müstesna ama uzak diyarlardan umre ziyareti için gelenlerin yapması gereken Peygamber efendimizin kabri şerifinin ziyaretini de ayrı bir makalede ele almak istedik. Bu makalemize bu yazı serisini bitireceğiz inşallah.
Peygamberimizin kabrinin ziyareti hakkında kendisinin buyruklarından bir demet sunalım:
“Hac edip kabrimi ziyaret eden, beni diri iken ziyaret etmiş gibi olur.”
“Hac edip de beni ziyaret etmeyen, beni incitmiş olur.”
“İmkan bulup da mazeretsiz beni ziyaret etmeyen bana cefa etmiş olur.”
“Vefatımdan sonra beni ziyaret eden, hayatımda ziyaret etmiş gibidir.”
“Kabrimin yanında, benim için okunan salavatı işitirim. Uzak yerlerde okunanlar bana bildirilir.”
Bu kadar önemli müjdelerin bulunduğu ve manen diri olan peygamberin ziyareti elbette umre ibadetinin şartlarından olmasa da manevi edep bakımından olmasa olmazlar arasındadır.
Hz. Peygamberin (s.a.s) kabrinin bulunduğu hücre ile minberinin arasında bulunan ve “Ravza-i Mutahhare” diye anılan yerde, değilse mescidin uygun bir yerinde kılar. Resülullah (s.a.s), “Evimle minberimin arası cennet bahçelerinden bir bahçedir, minberim de (Kevser) Havuzumun üzerindedir”
Hem insanlar bu yerde namaz kılmayı sanki cennete girmeye garanti senedi almış gibi değerlendirme hatasına düşmektedir. Burada namaz kılan için fazilet var ama cennet garantisi yoktur. Bir şeyi çok abartmanın da âlemi yoktur. Randevu bekleyip saatlerce vakit kaybını dikkate almak gerekir. Hâlbuki bunun yerine yeşil kubbeyi gören bir yerden peygamberimize selatü selam okumak ve hürmet sunmak daha faziletlidir.
Bu sebeple umre ibadetinde önce ya da sonra mutlaka Medine ziyareti yapılır. Burada son zamanlarda Ravza-i Matahhara denilen yerde namaz kılmanın zor olduğu ve randevu konusunda inanılmaz sıkıntıların yaşandığını görüyoruz. Bu da umreye gelen vatandaşların bunu bir eksiklik olarak gördüğüne şahit oluyoruz.
Elbette burada namaz kılmak faziletlidir. Ama bun imkân bulamayanlar peygamber mescidinin herhangi bir yerinde namaz kılsa da olur.
Esas olan onun manevi huzurunda olmanın farkında olmak onun ölümünün diğer canlılar gibi olmayıp ruh olarak şefaat ve manevi himmet açsından işvenin devam ettiğini bilmek gerekir.
Enfal suresin 33. Ayette peygamberin bu konudaki özelliği şöyle beyan edilmiştir:
“Hâlbuki Resulüm, sen onların arasında bulunduğun sürece Allah onlara azap edecek değildir. Bir de yaptıklarına pişmanlık duyup günahlarının bağışlanmasını diledikleri sürece de Allah onlara azap etmeyecektir.”
Bakara suresi 154 ayette bahsedilen şehitler kapsamına peygamberimiz de girmektedir.
“Allah yolunda öldürülenler için “ölüler” demeyin. Hayır, onlar diridirler, fakat siz bilemezsiniz.”
Bu sebeple onun hayatta olduğundaki şefaat yetkisi mematta da devam ettiği için onun kabrini ziyaret ederken ya da Medine’de bulunduğunu sürece tövbe ederken peygamberi vesile kılmanın faziletini idrak etmek gerekir. Bilmeyenler ne bilsinler bilenlere selam olsun…
Uğur Kepekçi




