Bu öneri, “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşme” meselesine yalnızca güvenlik penceresinden bakmıyor; devlet yapısından hukuka, ekonomiden eğitime, sağlıktan gençliğe, millî güvenlikten dış politikaya kadar geniş bir çerçeve ortaya koyuyor.
Bu 13 maddeye farklı siyasi görüşlerden insanlar farklı değerlendirmeler yapabilir. Bazı maddelere katılabilir, bazılarına itiraz edebilir. Bu, demokratik siyasetin doğal sonucudur.
Fakat önemli olan şudur:
Türkiye’nin geleceğini ilgilendiren böylesine büyük bir mesele, farklı görüşlerin hukuk içerisinde konuşulabildiği bir zeminde ele alınmalıdır.
Çünkü toplumsal bütünleşme yalnızca silahların susmasıyla sağlanamaz.
Adalet duygusu zedelenmişse, ekonomik adaletsizlik büyümüşse, gençler geleceklerini kendi ülkelerinde kurabileceklerine inanmıyorsa, eğitim ve sağlık hizmetlerinde fırsat eşitliği sağlanamıyorsa vatandaş ile devlet arasındaki güven bağı da yara alır.
Bu nedenle terörle mücadele sadece bir güvenlik politikası değildir. Aynı zamanda hukuk, adalet, ekonomi, eğitim, istihdam ve sosyal devlet meselesidir.
Bir başka önemli konu ise devletin temel yapısıdır.
Türkiye terörsüzleşirken hukuk devletinden uzaklaşmamalıdır. Hiçbir kişi, hiçbir siyasi yapı ve hiçbir örgüt kendisini Anayasa’nın üzerinde görememelidir.
Kuvvetler ayrılığı ve yargı bağımsızlığı yalnızca hukukçuların konuşacağı teknik meseleler değildir. Bunlar, doğrudan doğruya vatandaşın devletine duyduğu güvenin temelidir.
Aynı şekilde Türkiye’nin üniter yapısı ve millî egemenliği de günlük siyasi hesapların konusu haline getirilmemelidir.
Çünkü mesele herhangi bir siyasi partinin, hükümetin veya ittifakın geleceği değildir.
Mesele Türkiye’nin geleceğidir.
Siyasi dengeler değişebilir. İttifaklar kurulabilir, bozulabilir. Bugün yan yana duranlar yarın farklı yerlerde bulunabilir. Ancak devletin temel yapısı, milletin egemenliği ve hukuk düzeni günlük siyasi hesapların üzerinde tutulmalıdır.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e atfedilen ve milletimizin siyasi hafızasında yer etmiş o veciz sözün ifade ettiği anlayış da burada anlam kazanıyor:
“Mevzubahis vatansa gerisi teferruattır.”
O hâlde bugün yapılması gereken, birbirini susturmak değil; Türkiye’nin geleceğini ilgilendiren meseleleri hukuk, akıl ve millî menfaat çerçevesinde konuşabilmektir.
Terörsüz Türkiye’ye elbette evet.
Ama aynı zamanda hukuk devleti olan, millî egemenliğini koruyan, üniter yapısını muhafaza eden, adalet duygusunu güçlendiren, gençlerine gelecek sunan ve vatandaşına güven veren bir Türkiye’ye de evet.
Çünkü mesele yalnızca terörün bitmesi değildir.
Asıl mesele, terör bittikten sonra nasıl bir Türkiye bırakacağımızdır.
Türkiye söz konusu olduğunda siyasi hesapların üzerinde tutulması gereken ölçü bellidir:
Türkiye’nin birliği, milletin huzuru, devletin hukuk düzeni ve hukukun üstünlüğü.
Uğur Kepekçi




