BTP’nin Güneydoğu ziyaretleri analizi -1-

Bağımsız Türkiye Partisi teşkilatlanmadan sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi ile Ramazan Bayramından sonra Güneydoğu Anadolu bölgesindeki bazı illerdeki teşkilatlanma ve sempatizanlarla buluşma gayesiyle 3 günlük bir seyahat gerçekleştirdik.

Bu seyahati sadece siyasi açıdan değil toplumsal bazı meselelere yakından bakmak, özellikle terörsüz Türkiye söyleminin bölge halkı üzerindeki etkilerini görmek ve canlı şahitler olmak istedik.

İktidarın borazanlığını yapan kartel medyada estirilen yalan rüzgarlarına bir defa daha şahit olduk. Şunu peşinen söylemeliyim ki bölgenin insanının derdini anlayan siyasetçi dün de yoktu bugün de yoktur. Gerek iktidar gerek meclis içi muhalefet mecliste havanda su döverken bölgenin insanı iktidara gelen siyasiler yüzünden tırnak içinde söylemek gerekirse “devletine küskündür.”

Bu konu üzerinde bölge insanı ile yaptığımız sohbetlerde devletine karşı gönül kırıklığının asıl sebebinin devlet değil hükümetler olduğunun altını çizip meselenin insan unsuru ile alakalı olduğunu izaha çalıştığımız her yerde buna muvaffak olduk. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Üniter yapısını, devlet millet bütünlüğü korumak Bağımsız Türkiye Partisi’nin asıl görevi, vazgeçilmez kırmızı çizgimizdir.

Diyarbakır, Mardin, Batman, Siirt, Cizre, Şırnak, Bitlis, Van illerini kapsayan bu seyahatte bölgenin hava şartlarının soğuğunu, cana yakın insanının gönül sıcaklığını doya doya hissettik. Bu aziz vatan topraklarını bize emanet eden ecdadımıza, terör mağduru şehitlerimize bol bol rahmet okuduk.

Değerli dostlar!

Bölge halkı geçimini sağlamak için yoğun bir çaba sarf ediyor. Ama devletin şefkatli elini üzerinde görememenin acısını ve sitemini taşıyor. Her fırsatta bunu dile getiriyor. Şu tespiti birkaç yerde duyduğum için belirtmekte yarar görüyorum: “AKP ile DEM arasında sıkıştık kaldık. Hiçbiri bizim derdimize çare değil. Sosyal medyadan takip ettiğimiz kadarıyla bizim sorunları ve çözümünü dile getiren BTP Lideri Hüseyin Baş olduğunu görüyoruz.”

Ülkede oluşan korku iklimi burada kendini daha açık olarak ortaya koyuyor. Bazı iş adamları ve kanaat önderleriyle yaptığımız görüşmelerde (bunlar kendileri bizi davet ettiler) görüşmelerde kimliklerinin açığa çıkmasından korktuklarına şahit olduk. Yaptığımız görüşmelerde kimi iktidardan, kimi bağlı olduğu aşiret büyüklerinden korktuğuna şahit olduk. Şu tespitler ne demek istediğimizi açıkça beyan eder:

· Ben iktidardan nemalanan biriyim. Yani işim siyasetle dönüyor. Bunların hiçbiri bizim açlığımıza işsizliğimize insan onuruna yakışır yaşamamıza çözüm bulamaz. Biz çözümün adresinin siz olduğunu biliyoruz. Ama bunu belli edemem.

· Biz aşiret olarak PKK ya yakınız ama bunu isteyerek yapmıyoruz. Devletimizi milletimizi çok seviyoruz. Çözümün Hüseyin Baş’ta olduğunu biliyoruz. Ama bunu kimseye söyleyemeyiz. Uygun ortam olunca kimliğimizi ve safımızı belli ederiz.

(Devam edecek…)

Önerilen Makale

Doların gölgesinde savaşlar ve bir uyanış hikâyesi

Meltem Televizyonunda İran’a yapılan saldırıların perde arkasını aralayan Hüseyin Baş’ın bir tespitini daha analiz etmeye …