BTP’nin Güneydoğu ziyaretleri analizi -3-

Lokantada yaklaşık yarım saat kalmak zorundaydık. Bu nedenle fazla vakit kaybetmeden güzel bir ilişkinin temellerini de atmış olarak oradan ayrıldık. Önemli bir kanaat önderiyle daha görüşecek sonra da nezih bir ortamda davetlilerle buluşup öğlen yemeği yiyecek orada sempatizanlar ve il yönetimiyle birlikte bir toplantı yapacaktık.

Kanaat önderiyle kendi mekanında bir araya geldik. Kimliğinin açıklanmasını istemediği için sadece olayı ve konuşulanları anlatmakla yetineceğim. Bizleri karşılamasından tutun ikramlarına varıncaya kadar çok iyi hazırlanmış ve bizlere kıymet verdiği her halinden belli oluyordu.

Öncelikle kanaat önderinin sözlerini aktarayım: “Biz bizi idare edenlere küskünüz. Aşiret olarak biz Lice katliamında çok sayıda akrabalarımızı kaybettik. Oturduğumuz sokaklar evler tanklarla toplarla tarumar edildi. Devletin bundan ne çıkarı oldu biz bunu hala anlamış değiliz. Sonuçta mağdur olan burada yaşayan halk oldu. Neticede de devlet millet ayrışmasına sebep oldular. Bizim arzuladığımız şey burada devletimizle milletimizin birlik olması Kürt halkının insanca yaşamasının sağlanması buralara devletin yatırımlar yaparak halkımıza iş temin etmesini böylece bölgeden göçlere engel olunmasını istiyoruz. Ancak önceleri umut bağladığımız AKP iktidarı bunu yapamadı. Devletin sahipsizliğini fırsat bilen terör odakları zaten bu durumdan çok da memnundur. Çünkü onların asıl amacı ayrışmayı körüklemek bundan nemalanmaktır. Daha önce rahmetli Haydar Baş Hocayı uzaktan takip ederdik önceleri sözleri bize çok abartılı gelirdi ama sonradan anladık ki bütün tespitler ve çözümleri bizim ihtiyacımız olan şeylermiş. Haydar hocayı kaçırdık ama Hüseyin Baş’ı kaçırmak istemiyoruz. Lütfen bizim ziyaretimize gelsin bölge için el ele çalışalım. Biz sizi takip ediyoruz ama şimdi kimliğimizin açığa çıkmasını istemiyoruz. Çünkü aşiret büyüklerimiz DEM üyesidirler. Buna karşı çıkarlar. Zamanla onların da ikna edilmesiyle istenilen devlet millet bütünlüğü sağlanacağına inanıyorum.”

BTP MYK üyesi Sayın Muzaffer Yağmur’un bölgeden biri olması dolayısıyla onun izahları neticesinde Kanaat önderine küskünlüğün devlete değil hükümete olmasının gereğini, hükümetin bölgede yaptıklarının yanlış yönetimden kaynaklandığını ve bununda ya gafletten ye da cehaletten kaynaklandığını, bunu fırsat bilen bazı odakların ihanetlerine çanak açtığını izah edince ortam çok değişti.

Karşılıklı güzel bir sohbet ortamından sonra bir soru yönettik: Terörsüz Türkiye Faaliyetleri hakkında ne düşünüyorsunuz? Bölgeye ne gibi katkılar sağlandı? Deyince “bir dokun bin ah işit” faslı başladı.

Kanaat önderinin şu ifadeleri aslında bölge halkının ne düşündüğünü anlamamıza yeterli olduğuna inanıyorum. İlerde şahit olacağınız gibi bu tespiti gittiğimiz her yerde her yaştan ve her kesimden insandan da duyduk: “Şunu peşinen söyleyeyim ki bu süreç başladığı andan bu yana bölge insanının hayatında bir şey değişmedi. Bizim kanaatimiz odur ki bu süreç sadece dağdaki teröristlerin affına yönelik ve Abdullah Öcalan’ın istekleri doğrultusunda devam ediyor. Sonuç olarak bu sürecin bize hiçbir katkısının olmayacağı gibi tekrar terörün hortlamasından çok korkuyoruz.”

(Devam edecek…)

Önerilen Makale

Mezhep kavgası: İçeriden çökerten en büyük fitnedir

Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin Baş’ın İran’a yapılan saldırıları değerlendiren televizyon konuşmasından bir tespit …