Hüseyin Baş’tan ekonomi yönetimine tepki -1-

Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Sayın Hüseyin Baş, Merkez Bankası’nın enflasyon hedefini yılın henüz ilk aylarında yukarı çekmesine tepki gösterdi. Açıklamasında ekonomi yönetiminin vatandaşın alım gücünü bilinçli şekilde baskıladığını ifade eden Baş, yaşanan tabloyu “milletle alay etmek” olarak değerlendirdi.

İşte Hüseyin Baş’ın o açıklaması:

“Bu kaçıncı çuvallama!

Merkez Bankası’nın enflasyon hesapları her zaman olduğu gibi yine tutmadı. TÜİK’in tartışmalı rakamları bile gerçeği gizlemeye yetmedi.

Şaşırdık mı? Elbette hayır!

Merkez Bankası, yıl sonu için yüzde 16 olarak açıkladığı enflasyon hedefini, yılın daha 5. ayında yüzde 24’e çıkardı. Yani 5 ayda yüzde 50’lik yanılma payı!

Üstelik henüz yılın yarısına bile gelmedik. Bu tablo, açıklanan yeni hedefin de tutmayacağını açıkça göstermektedir.

Durum gerçekten vahimdir!

Asgari ücrete, emekliye ve memura yüzde 16 hedef enflasyona göre zam yapan anlayış, şimdi çıkıp ‘Yeni hedef yüzde 24’ diyor.

Önce hedefi düşük açıklayıp vatandaşın maaşını baskıla, sonra hedefi yukarı çek! Bunun adı en hafif tabiriyle milletle alay etmektir.

Bugün milyonlarca insan ağır bir geçim mücadelesi verirken iktidar hâlâ hamasetle, algıyla ve gündem operasyonlarıyla günü kurtarmaya çalışıyor.

Ancak gerçek ortadadır: Türk milleti sistematik bir fakirleştirme politikasıyla karşı karşıyadır.

Artık görev aziz milletimizedir. Türk milleti bu makûs gidişata sandıkta dur demelidir.

Türkiye’nin acilen gerçekçi, milli ve üretim odaklı bir çözüme ihtiyacı vardır. Bu çözümün adı ise Prof. Dr. Haydar Baş’ın ortaya koyduğu Milli Ekonomi Modeli’dir.

Milli Ekonomi Modeli’ni parti programı yapan Bağımsız Türkiye Partisi, milletimizin önündeki gerçek çıkış yoludur.”

Sayın Hüseyin Baş’ın açıklamasında dikkat çeken ilk nokta, ekonomi yönetimine yönelik eleştirinin yalnızca teknik verilere dayandırılmamasıdır. Burada mesele sadece Merkez Bankası’nın hedef revizesi değil; vatandaşın yaşadığı ekonomik gerçeklikle açıklanan rakamlar arasındaki uçurumdur. Çünkü bugün insanlar enflasyonu istatistik tablolarında değil, doğrudan mutfakta, pazarda ve faturalarında hissetmektedir.

Açıklamanın en dikkat çekici yönlerinden biri ise maaş artışlarıyla enflasyon hedefleri arasındaki ilişkiye yapılan vurgudur. Düşük enflasyon hedefi üzerinden ücret artışı yapılıp daha sonra hedefin yukarı çekilmesi, toplumun geniş kesimlerinde ekonomik güven sorununu daha da derinleştirmektedir. Bu nedenle yapılan eleştiri yalnızca ekonomik başarısızlığa değil, aynı zamanda sosyal adalet meselesine de işaret etmektedir.

Mesajın satır aralarında öne çıkan bir başka önemli nokta ise “sistematik fakirleşme” tespitidir. Çünkü burada anlatılmak istenen şey geçici bir krizden çok daha fazlasıdır. Alım gücünün sürekli düşmesi, üretim yerine borç ve tüketim eksenli politikaların sürdürülmesi, dar gelirli vatandaşın her geçen gün biraz daha yaşam mücadelesine itilmesi; ekonomik sıkıntının artık yapısal bir hâl aldığını göstermektedir.

Açıklamanın son bölümünde ise yalnızca eleştiri değil, alternatif bir çözüm anlayışı da ortaya konmaktadır. Merhum Prof. Dr. Haydar Baş tarafından ortaya konulan Milli Ekonomi Modeli’nin yeniden gündeme taşınması, üretim merkezli ve milli kaynaklara dayalı bir ekonomi vurgusunun öne çıkarıldığını göstermektedir. Bu yönüyle mesaj, günlük siyasi polemiklerden çok; Türkiye’nin ekonomi anlayışı üzerine ideolojik bir tartışma başlatma amacı taşımaktadır.

(Devam edecek…)

Önerilen Makale

Hüseyin Baş, ABD-İran anlaşmazlığının perde arkasını aralıyor -1-

İran ile ABD arasındaki bazen çatışma bazen anlaşma bazen belirsizlik durumları yaşanırken Bağımsız Türkiye Partisi …