Türkiye’nin gerçek gündemi geçim derdi

Türkiye yine yapay tartışmaların gölgesinde gerçek gündeminden uzaklaştırılıyor. Günlerdir kamuoyunun önüne konulan “mutlak butlan” tartışmaları, siyasi polemikler ve karşılıklı suçlamalar; milyonların yaşadığı ekonomik yıkımı, geçim sıkıntısını ve toplumsal çöküşü maalesef ikinci plana itti. Oysa vatandaşın gündemi çok nettir. Türkiye’nin gerçek gündemi geçim derdidir.

Emekli ay sonunu getiremiyor. Asgari ücretli temel ihtiyaçlarını karşılayamıyor. Gençler gelecek hayali kuramıyor. Kurban Bayramı gibi paylaşmanın, dayanışmanın ve bereketin sembolü olan mübarek günlerde bile insanlar evine et götürmenin hesabını yapıyor. Bayram sevincinin yerini mahcubiyet ve çaresizlik alıyorsa burada ciddi bir yönetim sorunu vardır.

Ancak iktidar da muhalefet de milletin derdine gerçekçi çözümler üretmek yerine günü kurtaran siyasi hesaplarla hareket ediyor. İktidar sürekli algı yönetimiyle sorunları örtmeye çalışırken, muhalefet ise toplumun önüne güçlü bir ekonomik model koyamıyor. Tartışmalar büyüyor ama çözümsüzlük daha da derinleşiyor. Bu durum halkta umutsuzluğu artırıyor. Çünkü millet artık kavga değil çözüm görmek istiyor.

Bugün Türkiye’nin en büyük ihtiyacı; üretimi esas alan, insanı merkeze koyan, gelir dağılımında adaleti sağlayan milli bir ekonomik anlayıştır. Tam da bu noktada Bağımsız Türkiye Partisi’nin ortaya koyduğu Milli Ekonomi Modeli ve “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” anlayışı dikkat çekmektedir.

Merhum Prof. Dr. Haydar Baş tarafından yıllar önce ortaya konulan Milli Ekonomi Modeli; borç-faiz-dışa bağımlılık düzenine karşı üretim odaklı, milli kaynakları harekete geçiren ve vatandaşın alım gücünü yükseltmeyi hedefleyen bir sistemdir. Bugün dünyanın yaşadığı ekonomik krizler düşünüldüğünde, bu modelin ne kadar önemli bir perspektif sunduğu daha net anlaşılmaktadır.

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş da yaptığı açıklamalarda sürekli olarak sosyal devlet anlayışını, üretim-tüketim dengesine dayalı bir ekonomiye olan ihtiyacı ve vatandaşın refahını merkeze alan politikaları vurgulamaktadır. Çünkü mesele yalnızca seçim kazanmak değil, milletin yeniden umut kazanmasını sağlamaktır.

Türkiye’nin ihtiyacı yeni tartışmalar değil, yeni bir anlayıştır. İnsanların bayrama mahzun girmediği, gençlerin geleceğini başka ülkelerde aramadığı, emeklinin yaşam mücadelesi vermediği bir Türkiye mümkündür. Bunun yolu ise ithal ekonomik reçetelerden değil, milli çözümlerden geçmektedir.

Artık toplumun önüne gerçek projeler koyan, milletin derdini gerçekten hisseden ve çözüm üreten kadroların öne çıkma zamanı gelmiştir.

Önerilen Makale

Kurban Bayramı hakkında hatırlatmalar

Değerli dostlarım, bildiğiniz gibi Zilhicce ayının 10. Günü Kurban Bayramıdır. İslam itikadında 3 büyük bayram …