Bir milletin gücü: İman, fedakârlık ve birlik / Zafere giden kutlu yol -9-

Millî Mücadele’nin tarihî safhalarını geride bıraktığımızda, karşımıza yalnızca savaşlardan ve kazanılan zaferlerden oluşan bir tablo çıkmaz.

Bu büyük mücadelenin asıl dikkat çekici yönü, bütün imkânsızlıklara rağmen milletin ayakta kalabilmesidir.

Çünkü savaşmak için yalnızca silaha ve askere ihtiyaç yoktur. Bir milletin varlığını sürdürebilmesi için bundan daha güçlü bir şeye, ortak bir inanca ve ortak bir hedefe ihtiyacı vardır.

Anadolu insanı, işte böyle bir inançla hareket etti.

Yıllarca süren savaşların getirdiği yorgunluğa, ekonomik sıkıntılara ve büyük kayıplara rağmen milletin vatan sevgisi zayıflamadı. Aksine yaşanan her acı, bağımsızlığın ne kadar kıymetli olduğunu daha iyi anlamasına vesile oldu.

Cephede savaşan Mehmetçik, arkasında yalnız olmadığını biliyordu.

Çünkü Anadolu’nun her köşesinde insanlar onun için dua ediyor, elindeki imkânı paylaşıyor ve vatan savunmasına kendi gücü ölçüsünde katkı sağlıyordu.

Kimi gençlerini cepheye gönderdi.

Kimi elindeki yiyeceği paylaştı.

Kimi kağnısıyla cephane taşıdı.

Kimi ise cepheden gelecek güzel bir haber için günlerce, aylarca bekledi.

Bütün bu fedakârlıklar, Millî Mücadele’nin yalnızca askerî bir mücadele olmadığını gösteriyordu.

Bu, topyekûn bir millet hareketiydi.

İnsanlar aynı acıyı paylaşmış, aynı tehlike karşısında birleşmiş ve aynı istiklal idealinin etrafında kenetlenmişti.

Burada üzerinde düşünmemiz gereken önemli bir nokta vardır:

Bir milletin gerçek gücü, sahip olduğu maddî imkânların çokluğu değildir.

Asıl güç, zor zamanlarda birlik olabilmek ve ortak bir hedef etrafında kenetlenebilmektir.

Millî Mücadele yıllarında bunun çok güçlü örneklerini gördük.

İnsanlar birbirlerine güvenerek, dayanışma içerisinde hareket ederek ve sahip oldukları imkânları ortak bir amaç için kullanarak büyük bir başarı ortaya koydular.

Bu nedenle 30 Ağustos Zaferi’ni sadece askerî bir başarı olarak görmek, bu büyük mücadelenin ruhunu eksik anlamak olur.

Zaferin arkasında cephedeki kahramanlık kadar, cephe gerisindeki fedakârlık da vardı.

Ve belki de en önemlisi, milletin geleceğine olan inancı vardı.

Bugün bizler 30 Ağustos’a baktığımızda sadece geçmişte yaşanmış bir savaşı hatırlamamalıyız.

Aynı zamanda o günlerden bugüne taşınması gereken değerleri de düşünmeliyiz. Vatan sevgisi, birlik, beraberlik, fedakârlık, sorumluluk ve bağımsızlık bilinci…

Bunlar yalnızca tarihin bir dönemine ait kavramlar değildir. Her neslin yeniden anlaması ve yaşatması gereken değerlerdir.

Çünkü tarih, sadece geçmişi anlatmak için değil, geleceğe ışık tutmak için de vardır.

(Devam edecek…)

Önerilen Makale

Zaferden diplomasiye: Bağımsızlığın hukukî temelleri / Zafere giden kutlu yol -8-

9 Eylül 1922’de İzmir’in kurtuluşuyla birlikte Millî Mücadele’nin askerî safhasında büyük bir dönüm noktası yaşandı. …