Tavaf konusunu tamamlarken bir konuya daha değinelim. Tavaf esnasında konuşmak hakkında çeşitli rivayetler ve sözler söylenir. Hatta bazı rehber hocalar bazen kraldan fazla kralcı olup tavaf esnasında konuşmak tavafı bozar gibi yanlış bir ifade kullanırlar. Bu doğru değildir.
Bu konuda Peygamberimizin hadisi bize doğru olanı haber veriyor:
İbn Abbas rivayet etti: Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: ” Kâbe’nin tavafı namaza benzer, ancak tavaf sırasında konuşmak gerekir. Tavaf sırasında konuşan kimse, ancak güzel sözler söylesin.”
Burada dedikodu yapmak gıybet etmek dünya ile alakalı boş ve gereksiz sözler sarf etmektir yasak olan. Zaten bu eylem her yerde çirkin sayılmıştır.
Aslında uyarı niteliğindeki doğru olan ifade ve tespit tavaftan istenilen muhabbeti ve sırrı yakalamak için tavaf esnasında Allah’ın tecellisinden daha çok istifade bekleyenlere “Tavafta sadece Kâbe’yi seyredin, sessiz ve derinden dönün ki işin sırrına vakıf olabilesiniz” mesajıdır susmak.
Namazdaki aranan huşu ve huzur da bunun için değil mi? Bu sebeple namaz benzetmesi yapılmıştır. Disiplinli bir dönüş düşünce ve eylem bütünlüğüyle elde edilecek şey tavafın sırrına vakıf olmaktır vesselam.
Umre ibadetinde yapılan her tavaftan sonra 2 rekât tavaf namazı kılmak tavafın şükrünü yerine getirmek anlamında olup Peygamberimiz tarafından bu iki rekât namazda okunacak sureler bile bir sır yumağı şeklinde bizlere sunulmuştur.
“Her kim, Beytullah’ı/Kâbe’yi tavaf eder ve iki rekât namaz kılarsa, bir köleyi hürriyetine kavuşturmuş gibi ona sevap verilir.” İbni Mace 2956
Genellikle peygamberimizin uygulamalarına bakınca iki rekatlık nafile namazlarda ve tavaf namazında birinci rekatta Kâfirûn ikinci rekatta ihlas suresini okumamız tavsiye edilmiştir. Bunun da elbet bir önemi vardır. Şimdi bunu içselleştirmeye ve tefekkür etmeye çalışalım.
1. Tevhidin özeti olmaları
Kâfirûn Sûresi, şirki ve batıl inançları kesin bir dille reddetmeyi temsil eder:
Kâfirûn suresinde diyoruz ki: “Ey Muhammed! De ki: “Ey kâfirler! Ben sizin taptıklarınıza tapmam. Benim taptığıma da sizler tapmazsınız. Ben de sizin taptığınıza tapacak değilim. Benim taptığıma da sizler tapmıyorsunuz. Sizin dininiz size, benim dinim banadır.” (Kâfirûn 1-6)
İhlâs Sûresi ise tevhidi en saf hâliyle ilan eder: “De ki: O, Allah birdir. Allah Samed’dir. (Hiçbir şeye muhtaç olmayan) O, doğurmamış ve doğmamıştır. Onun hiçbir dengi yoktur.” (İhlas 1-4)
Bu iki sure birlikte okunduğunda: Önce inkâr edilen (şirk, batıl ilahlar), Ardından iman edilen (Allah’ın birliği) açıkça ortaya konur. Yani kul, namazda adeta imanını yeniden ilan eder.
2. Tavafın ruhuna uygunluk
Tavaf: Kalben ve bedenen Allah’a yönelmenin, Hayatın merkezine Allah’ı koymanın sembolüdür. Tavaf namazında bu iki surenin okunması:
“Hayatımın merkezinde sadece Sen varsın” demenin sözlü ifadesi gibidir. Bu yüzden özellikle tavaf namazına çok yakışır.
3. Peygamber Efendimizin (sav) uygulaması
Hadis kaynaklarında Resulullah’ın (sav): Sabah namazının sünnetinde, Akşam namazının sünnetinde, tahiyyatül mescit namazında ve Tavaf namazında çoğunlukla Kâfirûn ve İhlâs surelerini okuduğu rivayet edilmiştir. Bu da tavsiyenin sünnet temelli olduğunu gösterir.
4. Nafile namazlarda iman tazeleme boyutu
Nafile namazlar: Farzdan ziyade kulun gönüllü yönelişini temsil eder. Bu iki sure: “Neye inanıyorum?” “Neyi reddediyorum?” sorularına net cevaplar verdiği için nafile ibadetlerde iman muhasebesi işlevi görür.
5. Yakîne ulaşmanın boyutu
Umre ve hac, imanı ilmel yakîndan aynel yakîne taşıyan ibadetlerdir. Kâfirûn + İhlâs: Eski alışkanlıkları, dünyevî putları reddediş (Kâfirûn), Saf bir kulluğa yöneliş (İhlâs) anlamıyla bu dönüşümün özeti gibidir.
Kısaca: Bu iki sure, namazda sadece bir okuma değil; “Ben kimden yanayım, kime teslimim?” sorusuna verilen güçlü bir imandır.
Tavafta şirki reddettik Allah’ı birledik. Sonunda da namazda ayını şeyi yaparak iman ve ihlasımızı teyit ettik. Her şey yerli yerince ve kararınca. Rabbim yaptığımız ibadetlerin sırrına ulaşmayı nasip eylesin. Âmin.
(Devam edecek…)
Uğur Kepekçi




