Ramazan mü’minlerin bayram ayıdır

Ramazan ayı ilk bakışta oruç, sabır ve ibadetle geçen bir zaman dilimi gibi görünse de hakikatte mümin için baştan sona bir bayram iklimidir. Çünkü bayramın özünde sevinç, huzur ve ilahî lütuf vardır. Ramazan ise kulun Rabbine daha çok yaklaştığı, kalbin günahlardan arındığı ve kulluk bilincinin güçlendiği müstesna bir zaman dilimidir. Bu sebeple Ramazan yalnızca sonunda kutlanan bayrama hazırlık değil; her günü rahmet, mağfiret ve manevi kazançlarla dolu bir sevinç mevsimidir. Nitekim Peygamber Efendimiz, “Oruçlu için iki sevinç vardır: Biri iftar ettiği zaman, diğeri Rabbine kavuştuğu zaman duyacağı sevinçtir.” (Buhârî, Savm, 2; Müslim, Sıyâm, 163) buyurarak bu ayın mümin için taşıdığı manevi sevinci ifade etmiştir.

Ramazan boyunca müminin hayatında meydana gelen değişim, bu bayram atmosferinin en somut göstergesidir. Günlük hayatın yoğunluğu içinde ihmal edilen ibadetler yeniden hayatın merkezine yerleşir; camiler dolup taşar, Kur’an tilaveti artar, sadaka ve yardımlaşma toplumun her kesimine yayılır. Böylece Ramazan yalnız bireysel ibadetlerin yoğunlaştığı bir dönem değil; aynı zamanda merhametin, kardeşliğin ve paylaşmanın güçlendiği bir zaman dilimi hâline gelir. Toplumda kırgınlıkların azaldığı, kalplerin yumuşadığı ve insanların birbirine daha çok yaklaştığı bu iklim, Ramazan’ın müminler için neden bir bayram ayı olduğunu açıkça göstermektedir.

İslam düşüncesinde bayramların varlığı da başlı başına ilahî bir rahmetin tezahürüdür. Bayram, kulun kulluk yolculuğundaki gayretinin ardından Allah’ın ona verdiği bir sevinç armağanıdır. Ramazan boyunca sabırla tutulan oruçların, yapılan ibadetlerin ve edilen duaların ardından gelen bayram; adeta ilahî bir mükâfat ve manevi bir ödül niteliği taşır. Nitekim Peygamber Efendimiz Medine’ye hicret ettiğinde insanların eğlendiği iki günü görünce “Allah size o iki günün yerine daha hayırlı iki bayram vermiştir: Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı” buyurarak (Ebû Dâvûd, Salât, 239) bayramların ilahî bir lütuf olduğunu ifade etmiştir.

Uzun bir çaba ve manevi gayretle geçirilen bir ayın bayramla taçlandırılması aynı zamanda yeni bir başlangıcın kapısını aralar. Çünkü Ramazan boyunca kazanılan sabır, ibadet disiplini ve manevi bilinç, bayramla birlikte hayatın geri kalanına taşınması gereken değerlerdir. Bayram, yalnızca bir ayın sona ermesi değil; aynı zamanda Ramazan’da elde edilen güzel alışkanlıkların kalıcı hâle gelmesi için verilen yeni bir fırsattır. Bu yönüyle bayram, mümin için bir son değil; bilakis daha bilinçli bir kulluğun başlangıcıdır.

Kur’ân-ı Kerîm’de Ramazan ayının vahyin indirildiği ay olarak zikredilmesi de bu sevinç atmosferinin ilahî temelini ortaya koymaktadır. Yüce Allah, “Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğruyu yanlıştan ayıran açık deliller olarak Kur’an’ın indirildiği aydır.” (Bakara, 2/185) buyurarak bu ayı hidayetin en parlak zamanı olarak tanıtmaktadır. Hidayet ise mümin için en büyük sevinçtir. Çünkü insanın kalbinin hakikatle buluşması, dünya nimetlerinin hiçbirine benzemeyen bir huzur doğurur.

Neticede Ramazan ayı yalnızca bayrama ulaştıran bir süreç değildir; bizzat kendisi mümin için bir bayram iklimidir. İftar sofralarında paylaşılan lokmalar, teravihlerde omuz omuza saf tutan müminler ve geceleri semaya yükselen dualar bu sevinç atmosferinin parçalarıdır. Ramazan Bayramı ise bu büyük manevi yolculuğun ilahî bir armağanla taçlanmasıdır. Uzun bir sabır ve ibadet sürecinin ardından gelen bayram, mümin için hem ilahî bir mükâfat hem de yeni bir kulluk yolculuğunun başlangıç kapısıdır. Vesselam…

Önerilen Makale

Ramazan bin aydan daha hayırlı bir aydır

“Biz onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir gecesi, …