Sabrın fazileti hakkında

Sabır hakkında çok sayıda ilahi buyruk vardır. Sabredenler hakkında çeşitli müjdeler verilir. Bu konuda şu ayeti paylaşarak konumuza açıklık getirmeye çalışalım:

“Yalnız sabredenlere mükafatları hesapsız ödenecektir.” (Zümer /10)

Ancak sabrın mahiyeti hakkındaki sırlar pek az kimse tarafından anlaşılabilmektedir. İnsanlar başlarına gelen istem dışı olaylara çaresizliklerini anladıktan sonra mış gibi yapmanın sabır yerine geçeceğini zannetmekle en büyük yanılgıya düşmektedir.

Peygamberimiz bu konuda şöyle buyurmuştur: “Esas sabır musibetin ilk başa geldiği anda gösterilmelidir.” (Buhârî)

Hz. Ali (a.s.) bu konuda önemli bir uyarıda bulunur:

“Bir musibet gelince bundan dolayı elini dizine vuran kimsenin sevabı yok olmuştur.”

Sabrın fazileti konusunda, başka hiçbir şey olmayıp, sadece şu kuşun hikâyesi olsaydı, onu izaha yeterdi. Hikâye şöyle:

Süleyman (a.s.) zamanında bir kuş vardı. Sesi ve görünüşü oldukça güzeldi. Adamın biri bunu bin dirheme satın alıp evine getirerek kafesin içine koydu. Bir başka kuş gelip kafesin üzerinde ötünce bu kuşun sesi kesildi. Durum kendisine haber verilince Süleyman (a.s.):

“Kuşu bana getirin.” buyurdu. Kuş getirilince Süleyman (a.s.) ona: “Ey kuş! Sahibinin senin üzerinde hakkı var. Çünkü seni yüksek bir fiyata satın aldı. Söyle bakalım niçin sustun?” diye sordu. Kuş:

“Ey Allah’ın peygamberi! Sahibime söyle, bana gönül koymasın. Ben kafeste olduğum sürece asla ötmem.” diye cevap verdi. Hz. Süleyman (a.s.):

“Niçin?” deyince o:

“Çünkü benim bağırıp inleyişim, vatanımdan ve çocuklarımdan ayrı kalışım sebebiyle idi. Kafesimin üzerine gelip öten bir kuş bana:

“Sahibin seni sesinin güzelliğinden dolayı kafese koydu. Sus ki kurtulasın.” diye akıl verdi.” dedi. Süleyman (a.s.), kuşun söylediklerini sâhibine bildirince:

“Ey Allah’ın nebisi! Onu serbest bırak. Çünkü ben onun sesinin güzelliği sebebiyle satın almıştım.” dedi. Süleyman (a.s.), ona ödediği bin dirhemi adama vererek kuşu serbest bıraktı. Kuş uçtu ve: “Ey bana böyle güzellik bahşeden, gökyüzünde uçuran, sonra da kafeste sabrettiren Allah’ım, Sen Sübhansın!” diyerek gözden kayboldu.

Süleyman (a.s.) şöyle buyurdu: “Sızlanıp bağırdığı sürece kuş kafesten kurtulamadı. Fakat sabredince kurtuldu.” (Ruhul Beyan Tefsir / 2. Cilt / sayfa 531)

Başına gelen musibetlere ilk anda sızlanıp sonradan sabır tavrı sergileyenin yaptığı işin sabır olarak değerlendirilmeyeceğini, böylece sabrın mükafatlarından istifade edemeyeceğimizi öğrenmiş oluyoruz. Rabbim cümlemizi sabreden kullarından eylesin. Âmin.

Önerilen Makale

‘Kaybolan Değerler’, artan felaketler

Toplumlar yalnızca ekonomik göstergelerle, teknolojik ilerlemelerle ya da siyasi başarılarla ayakta kalmaz. Asıl belirleyici olan, …