BTP’nin ‘birleşik muhalefet’ çağrısı toplumsal mutabakat çağrısıdır

Bağımsız Türkiye Partisi Sözcüsü Lütfullah Önder’in yaptığı “birleşik muhalefet” çağrısı, Türkiye siyasetinde uzun süredir eksik olan bir gerçeği net biçimde ortaya koyuyor.

Bugüne kadar “birleşme” denildiğinde akla hep seçim ittifakları geldi. Partiler bir araya geldi, protokoller yapıldı, seçim hesapları yapıldı. Ancak görüldü ki bu birliktelikler kalıcı bir siyasal güç üretmeye yetmiyor.

Çünkü mesele sadece sandık değildir.

Mesele, toplumun ortak bir hedef etrafında buluşabilmesidir. İşte Önder’in dikkat çektiği nokta tam olarak burasıdır: Birleşik muhalefet, seçim odaklı geçici bir iş birliği değil, toplumsal bir mutabakat meselesidir.

Bugün Türkiye’de toplumun çok geniş kesimleri mevcut gidişattan rahatsızdır. Ekonomik sıkıntılar, adalet tartışmaları, gelecek kaygısı… Her kesimde ortak bir huzursuzluk hâkim. Ancak bu ortak duygu, ortak bir iradeye dönüşemediği için etkisiz kalmaktadır. Çünkü tepkiler dağınık, sesler parçalıdır.

Sendikalar ayrı konuşuyor, meslek örgütleri kendi gündeminde, gençler farklı bir dil kullanıyor, esnaf ve çiftçi kendi mücadelesini veriyor. Herkes aynı sorunu hissediyor ama aynı zeminde buluşamıyor. Oysa siyaset, tam da bu zemini kurma sanatıdır.

Lütfullah Önder’in “toplumsal muhalefet piramidi” vurgusu bu açıdan kritik bir çıkıştır. Bu yaklaşım; toplumun tüm kesimlerini kapsayan, yukarıdan aşağıya değil aşağıdan yukarıya doğru inşa edilen bir birlikteliği ifade eder.

Böyle bir yapı kurulduğunda sadece seçim kazanılmaz; aynı zamanda toplum, kendi gücünün farkına varır. İnsanlar yalnız olmadığını görür, bireysel tepkiler kolektif bir iradeye dönüşür.

Aksi halde her seçim öncesi kurulan ittifaklar, seçim sonrasında dağılan geçici birliktelikler olmaktan öteye gidemez.

Bugün Türkiye’de ihtiyaç duyulan şey; fotoğraf vermek değil, zemin kurmaktır.

Protokol değil, güven inşa etmektir.

İttifak değil, mutabakattır.

Sonuç olarak; birleşik muhalefet söylemi, doğru anlaşıldığında bir seçim stratejisi değil, bir toplumsal dönüşüm çağrısıdır.

Ve bu çağrı karşılık bulmadığı sürece, değişim beklentisi de sadece bir beklenti olarak kalacaktır.

Ancak unutulmaması gereken bir gerçek daha var: Toplumsal mutabakat kendiliğinden oluşmaz. Bunun için samimiyet, kapsayıcılık ve kararlı bir liderlik gerekir. Toplumun her kesimine dokunabilen, kimseyi dışlamayan ve ortak paydaları öne çıkaran bir yaklaşım sergilenmeden bu birliktelik sağlanamaz.

Eğer bu irade ortaya konulabilirse, Türkiye sadece bir siyasi değişim yaşamaz; aynı zamanda yeniden hukuk, demokrasi ve toplumsal huzur zeminine kavuşur. Aksi halde, dağınık tepkiler ve parçalı yapılar içinde kaybolan bir değişim umudu konuşulmaya devam eder.

Görünen o ki meseleleri en kritik noktada teşhis eden ve buna yönelik çözüm üreten irade, Bağımsız Türkiye Partisi ve onun ortaya koyduğu anlayıştır. Artık siyasi hesapları bir kenara bırakıp, “mevzubahis vatansa gerisi teferruattır” sözünün etrafında birleşmenin zamanı değil, zarureti vardır.

Çünkü birleşik ve bütünleşik bir muhalefet inşa edilmediği sürece, değişim sadece konuşulan bir temenni olarak kalacaktır.

Önerilen Makale

Türkiye’nin ihtiyacı geleceği inşa etmektir

Türkiye artık bir yönetim krizinin ötesinde, bir sistem krizinin içindedir. Yıllardır süren ekonomik darboğaz, adalet …