Konunun önemini kavrayabilmek için bazı bilgileri aktarmak gerekiyor. Ameli olarak küfrünü ve isyanını açıkça beyan etmeyen birini tekfir etmek, yani onu dinsizlikle suçlamak ilahi sorumlulukları beraberinde getirir. Bu konuda birkaç hadisi şerif paylaşalım:
“Bir mü’mini küfür ile itham eden onu öldürmüş gibi olur.” (Buharî, Iman 7; Tirmizî, Iman 16)
“Bir kimse Müslüman kardeşini tekfir ederse, küfür ikisinden biri üzerine döner.”(Müslim, İman 26)
“Herhangi bir Müslüman diğer bir Müslümanı tekfir ettiğinde o kâfirse kâfirdir, değilse kendisi kâfir olur.” (Ebu Davûd, Sünnet 15)
Küfrü sabit olmayan birini tekfir etmek kişinin imanını tehlikeye sokar.
Birinin küfrü hakkında uydurulan sözü onun hakkında delil kabul etmek de çok tehlikeli bir ameldir.
“Bu sözü söyleyen hüküm bakımından kâfir olmuştur. Yani, bütün amelleri boşa gitmiştir, karısı boş olmuştur, katli gerekmiştir, mirastan mahrum olmuştur… vb.” demek doğru değildir. Belki; “Böyle tehlikeli bir zemine götürecek bir adım atmıştır, Islım bağına küfür ormanının dikenini dikmiştir. Derhal tövbe etmeli ve papatyaları kurutacak bu dikeni oradan söküp atmalıdır biçiminde anlamalıdır. Bu ifadenin sahibi bununla bizzat küfrü (Allah’ı kabullenmemeyi) kastetmiş olmadıkça kâfir sayılmaz (Karafi, el-Furuk, IV, 295). “Elfaz-i küfür” denilen bu sözlerin pek çoğu ile de “küfür” fetvası verilemez denilmiştir. (Tekmiletül-Furuk, 22)
Ömer Nasuhi Bilmenin bu konudaki görüşü:
“Bir kimsenin küfür mü, değil mi, diye tereddüt edilen bir işi, ya da sözü, doksan dokuz ihtimalle küfre yorulsa (hamledilse), bir ihtimalle de imana hamletme imkânı bulunsa biz onu imana hamleder ve o iş ya da sözüyle ona kâfir denilemeyeceğini söyleriz.”
“Herhangi bir Müslümanın sözünü güzel bir vecihle tefsir ve tevil kabil oldukça fena bir cihete hamletmek, ona göre fetva vermek câiz değildir. Hatta bir hususta küfrü müstelzim (gerektiren) birçok vecihler bulunduğu halde küfre münafi (zıt) yalnız bir vecih bulunsa, bu bir veche göre fetva verilmesi muvafık olur. Hakikat-i halin (işin gerçeğinin) neden ibaret olduğu ise ilm-i ilahîye havale olunur. [Bilmen, IV/8 (ed-Durru’l-Muhtâr, Hindiye ve Kâdihândan)]
Bu şüpheli kimseler hakkında bile bu kadar dikkatli davranmak gerekirken bu konuda zıt fikri savunan çok önemli fikirler varsa bu kişi İmam Ali Aleyhisselamın babası Peygamberin hamisi olan bir zat ise daha dikkatli davranmak gerekir.
(Devam edecek…)
Uğur Kepekçi




