Ebu Tâlib’in mü’min olduğu ile ilgili güçlü deliller mevcuttur:
1. Ebu Tâlib, Hz. Ali’ye, “Oğlum seçtiğin bu din nedir?” diye sordu. Hz. Ali (r.a.),”Baba, Ben Allah’a ve Resul’üne iman ettim. Peygamberin elçiliğini tasdik ettim. Allah için O’nunla namaz kıldım ve kendisine tâbi oldum” dedi.
Ebu Talib ise, kendisine cevaben şöyle buyurdu: “İyi bil ki, Peygamber Seni iyilikten başka bir şeye davet etmemiştir. O halde O’na tâbi ol.”
2. Şeyh Müfit şöyle demiştir: “Ebu Tâlib’in iman ettiğinin bir delili de oğlu Ali ve Cafer’e Resulüllah’a itaat etmelerini emretmesidir.”
3. Ebu Tâlib, kardeşi Hamza’ya da Resulüllah’a (s.a.v.) yardım hususunda şöyle buyurdu:
“Ey Hamza! Ahmed’in dininde sabırlı olmak gerekir. Bu dine yardımcı ol ki, bu sabır sayesinde tevfik kazansın. Rabbinden hak ile geleni savun. Bu yolda sâdık ve azimli ol. Hakkı asla gizleme…
‘O’na iman ettim’ demen beni çok sevindirdi. O hâlde Allah için Resulüllah’a yardımcı ol.”
4. Ebu Tâlib, Kureyş’in, Resulüllah’ı (s.a.v.) öldürmeye kesin karar kıldığını duyunca şöyle dedi:
“Allah’a and olsun ki, beni defnetmedikleri müddetçe Sana dokunamazlar. Sen benim hayrımı dileyerek davet ettin, Sen sadıksın (söylediğin doğrudur) ve eminsin. Sen dinlerin en hayırlısını getirdin.”
Ebu-l Futüh Razi bu hususta şöyle diyor: “Bu sözler, Ebu Tâlib’in imanını açıkça göstermektedir. Zira ‘Sana iman ettim ve Seni tasdik ettim’ sözü ile ‘Sen sadıksın’ sözü arasında fark yoktur.”
5. Ebu Tâlib, vefat anındaki vasiyetinde şöyle demektedir:
“Ey Kureyş kabilesi, Peygamberi seviniz, O’nu himaye ediniz. Allah’a and olsun ki, O’nun yolunda ilerleyen kemâle erer ve hidayetine tâbi olan saadete kavuşur. Eğer sağ kalsaydım O’ndan bela ve zorlukları gidermeye çalışırdım.”
6. Ebu Tâlib vefat edince Hz. Ali (keremullahu veçhe) Hz. Peygamberin (s.a.v.) yanına gelip babasının vefatını bildirdi. Resulallah, bu haberi duyunca çok üzüldü ve Hz. Ali’ye (r.a.) söyle buyurdu: “Git, O’nun gusül ve kefenleme işlemlerini yap ve bir tabutun içine koyduğun zaman Bana haber ver.”
Resulullah (s.a.v.) Ebu Tâlib’in cenazesinin yanına vardığında keder ve üzüntü içinde şöyle buyurdu:
“Ey Amca, seninle akrabalık ilişkim vardı. Allah tarafından mükâfatlandırılacaksın. Beni çocukken terbiye ettin, büyüdüğümde Bana yardımcı oldun.” Daha sonra da halka dönerek şöyle buyurdu:
“Allah’a and olsun, amcama öyle bir şefaatte bulunacağım ki, ins ve cin topluluğu şaşıracaktır.”
7. imam Sâdık (r. aleyh) şöyle buyuruyor:
“Cebrail, Resulüllah’a (s.a.v.) gelerek şöyle dedi: ‘Ey Muhammed, Rabbin Sana selam gönderiyor ve “Seni dünyaya getiren sulbe, Sana hamile kalan kadına ve Seni yetiştiren ve sorumluluğunu üstlenen şahsa ateşi haram kıldım’ buyuruyor.
Sonra şöyle devam etti: “Mezkûr sulb, baban Abdullah b. Abdulmuttalib’dir. Ve Sana hamile olan Amine bint-i Vehb’tir. Ve seni terbiye eden ise Ebu Tâlib’dir.” (Prof. Haydar Baş / Rahmetenlilalemin Hz. Muhammed / 1. Cilt / Sayfa 272-273)
(Devam edecek…)
Uğur Kepekçi




