Hüseyin Baş, ABD-İran anlaşmazlığının perde arkasını aralıyor -2-

BTP lideri Sayın Hüseyin Baş’ın sosyal medya üzerinden yaptığı değerlendirmede en dikkat çekici başlıklardan biri ekonomiyle ilgili sözleri oldu. Baş’ın, “Türkiye’de milyonlarca insan çalıştığı halde yoksullaşıyor, üretim düşüyor, gelir adaletsizliği büyüyor. Bunun adı ekonomik kriz değil, yanlış sistem krizidir” ifadeleri mevcut tabloya farklı bir bakış açısı getiriyor.

Gerçekten de bugün toplumun büyük bölümü sadece fiyat artışlarından değil, emeğinin karşılığını alamamaktan şikâyet ediyor. İnsanlar daha fazla çalışmasına rağmen daha az alım gücüne sahip oluyor. Bu durum ise klasik ekonomik dalgalanmaların ötesinde yapısal bir sorun olduğunu düşündürüyor.

Hüseyin Baş’ın burada özellikle liberal ekonomi modeline yaptığı eleştiri önemli. Çünkü uzun yıllardır uygulanan faiz ve borçlanma merkezli sistem üretimi artırmak yerine tüketimi teşvik etti. Sanayi, tarım ve yerli üretim yeterince desteklenmeyince ekonomik büyüme geniş toplum kesimlerine yansımadı.

Bağımsız Türkiye Partisi Lideri Hüseyin Baş’ın, “Milli Ekonomi Modeli bugün her zamankinden daha büyük bir ihtiyaç haline gelmiştir” sözleri de tam bu noktada devreye giriyor. Devletin ekonomide daha etkin olduğu, milli kaynakların millet yararına kullanıldığı ve üretimin merkezde tutulduğu bir modelin neden savunulduğu bu ifadelerle daha net anlaşılıyor.

Aslında dünyada yaşanan gelişmeler de bu tartışmayı güçlendiriyor. ABD merkezli ekonomik düzenin sarsılması, alternatif ticaret modellerinin ortaya çıkması ve ülkelerin kendi ekonomik güvenliklerini öncelemeye başlaması yeni bir dönemin habercisi olarak görülüyor.

Türkiye’nin de bu süreçte kendi ekonomik tezlerini geliştirmesi gerektiği yönündeki görüşler giderek daha fazla destek buluyor. Çünkü ekonomik bağımsızlığını sağlayamayan ülkelerin siyasi anlamda tam bağımsız hareket edebilmesi oldukça zorlaşıyor.

Bu noktada Hüseyin Baş’ın dikkat çektiği bir başka önemli mesele ise üretim ekonomisinin yeniden ayağa kaldırılmasıdır. Çünkü bugün yalnızca vatandaş değil, küçük esnaf, çiftçi ve sanayici de ciddi bir çıkmazın içerisindedir. Artan maliyetler, yüksek faiz baskısı ve ithalata dayalı ekonomik anlayış yerli üreticiyi her geçen gün daha da zorlamaktadır. Üreten kesimin desteklenmediği bir yapıda ise ekonomik büyümenin kalıcı olması mümkün görünmemektedir.

Özellikle genç nüfusun gelecek kaygısı yaşaması da mevcut ekonomik sistemin toplumsal etkilerini ortaya koyuyor. Üniversite mezunu gençlerin iş bulmakta zorlanması, çalışanların hayat standartlarını koruyamaması ve ailelerin geçim mücadelesi vermesi artık sadece bireysel sorunlar değil, doğrudan ülkenin geleceğini ilgilendiren bir mesele haline gelmiştir. Bu nedenle Hüseyin Baş’ın yaptığı “yanlış sistem” vurgusu, yalnızca bugünün ekonomik şartlarını değil, Türkiye’nin uzun vadeli kalkınma anlayışını yeniden düşünme çağrısı olarak da değerlendirilmektedir.

Bugün gelinen noktada vatandaşın yaşadığı geçim sıkıntısı sadece günlük ekonomik sorun olarak değerlendirilemez. Bu tablo aynı zamanda sistem tartışmasını da beraberinde getiriyor. Hüseyin Baş’ın yaptığı değerlendirme de tam olarak bu noktaya dikkat çekiyor.

(Devam edecek…)

Önerilen Makale

Türkiye için yol ayrımı: Devam mı değişim mi?

Türkiye İstatistik Kurumu Nisan ayı enflasyonunu yüzde 32,37 olarak açıkladıktan sonra Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel …